Antik çağa keyifli bir yolculuk, komşu Atina

Atina ,dünyada sürekli yaşamın olduğu en eski kentlerden biri, felsefe ve bilim konusunda antikçağda dünyanın merkezi olmuş şehir. Olimpiyatların da  ilk  kez düzenlendiği kent olma özelliğini taşıyor.

Avrupa ‘da görmek isteğim bir çok şehir varken Atina ‘yı bir ara giderim düşüncesiyle erteliyordum.

IMG_E6871

Sıcacık insanları, tarihi dokusu, yemekleri ile Atina’yı tanıdıktan sonra, tekrar gelirim,burda yaşarım şehirlerime ekleyiverdim.

IMG_6225

Küçük ve gösterişsiz Atina  hava alanı ‘ndan çıkışta sıcacık bir nisan havası bizi  karşıladı. İlk defa bu kadar plansız bir seyahate dahil olmanın keyfi ve hafifliğiyle  merkeze ,Syntagma meydanı’na en uygun fiyatlı transfer olan X95 numaralı otobüsü  bulmaya çalıştık. Otobüs durağı ,hava alanı  çıkış kapısının hemen  ilersindeydi ve şehir merkezine gitmek için otobüse binişimiz esnasında kişi başı 7 euro ödedik.  Yolculuğumuz yaklaşık 1 saat sürdü.

IMG_6257

Atina Uçak biletlerimizi, her zamanki gibi çok önce bir tarihte, uygun fiyatlı olarak Pegasus Havayolları’ndan satın aldık.Konaklama için, booking.com sitesi üzerinden Plaka bölgesinde , konuk değerlendirme puanı yüksek olan Athen’s Way Lofts Apart ‘tan Zeus tapınağı manzaralı bir daire kiraladık.Dairemiz fiyatına göre oldukça iyiydi.Çok temizdi.Merkezi konumdaydı ve tüm eşyalar yeniydi.

Mutfağımızda;  buz dolabı, kahve makinası, ocak ve diğer mutfak malzemelerinin hepsi vardı.Dairemiz günlük olarak temizlendi,havlu ve çarşaflarımız iki günde bir değiştirildi,özetle konakladığımız apart daireden çok memnun kaldık.

 

Hava alanından bindiğimiz otobüsten  şehrin en merkez noktası olan Syntagma Meydanı durağında indik.Otelimiz buraya yürüme mesafesinde olan Plaka bölgesindeydi. Telefonumuzun harita uygulamasını kullanarak otelimizi 15 dakikalık  yürüyüşle kolayca bulduk ve hızlıca yerleştik.

IMG_E6312

Atina’da hayat Plaka Bölgesi civarında dönüyor, sokaklar cıvıl cıvıl hediyelik eşya dükkanları, restoranlar ve kafelerle dolu.Bazı restoranlarda akşamları canlı müzik oluyor ,dinlemeye değer çok keyifli.

IMG_6359

Yemekler, çoğunlukla meze ve deniz ürünleri ağırlıklı.Çok çok lezzetli ve hemen hemen her restoranda aynı kalitede balık ,meze ,salata çeşitleri bulmak mümkün.Özellikle musakka, kızarmış patlıcan,kızarmış kabak,souvlaki denilen döner, ahtapot ızgara, karides, kalamar,  bayılarak yediklerimizden oldu.Fiyatlar adalara göre biraz fazla , başkent olması sanırım bunda önemli bir faktör.

Akşam yemeği için ,içecek dahil kişi başı ortalama 10-15 euro civarı ödedik.

IMG_6358

Sabah kahvaltımızı , Parthenon  manzarasıyla yapmak istediğimiz için bir kaç sabah üst üste ,kruvasan ve çok sevdiğimiz espresso latte ile ,Cafe Vergnano’da yaptık.

 

IMG_6404

IMG_E6449

Akropolis;

Medeniyetin başladığı yer olarak tanımlanıyor,neredeyse  Atina ‘nın her noktasından görülebilecek şekilde en yüksek tepeye konumlandırılmış. Zaten kelime anlamı da yukarıda bulunan şehirmiş.

IMG_6610

 

Antik çağda, yöneticilerin yaşadığı hükümet merkezi,eğitim binaları ve tapınaklar şeklinde tasarlanmış. Geçmişi ,neredeyse 3000 yıl öncesine dayanıyor.Bir çok savaşa,ve şiddetli depremlemlere dayanarak ,ara ara restorasyonlarla günümüze kadar gelmiş.

Plaka bölgesindeki çarşının ortasında bulunan Akropolis Müzesi’nin önünden, tepeye doğru yürüyerek Akropolis’e ulaşılıyor.

Giriş bileti ,sadece Akropolis için kişi başı 20 euro ilken şehirdeki birkaç yapının girişini de içerecek şekilde kombine halde alınırsa kişi başı 30 euro tutuyor.

Biz kombine bilet almayı tercih ettik.Bileti ilave olarak yalnızca,içinde Apollon tapınağı’nın da yer aldığı Antik Agora ‘ya girişimiz için kullandık.Biletin kapsadığı diğer yerler zaten içeriye girmeye gerek olmayan dışarıdan görülebilecek anıt ve yapılardı.Kombine bilet alma kısmı düşünülebilir.

Akropolis girişinden tepeye doğru taşların ve eski yapıların arasından keyifli bir tırmanışla yürüdük, nisan ayı olduğu için hava güneşli ama çok sıcak değildi ,tepeye tırmanışta zorlanmadık.Hava sıcaklığının arttığı yaz döneminde tırmanış için sabah erken saatler tercih edilerek güneşin kavuruculuğundan korunmak mümkün olabilir.

IMG_6508

Hani o fotoğraflarda, hatta şehrin neresinden bakarsanız bakın göreceğiniz tepenin üzerindeki büyük yapı var ya, aslında o bina Akropolis değil. Akropolis bu açık hava müzesinin adı.Tepedeki binanın ismi Parthenon.Girişteki büyük kapı Propylaia,Üzerinde kadın figürleri Karyatid heykelleri olan  Erektheion, ilerlerken göreceğiniz büyük tiyatro ise Herodes Atticus Tiyatrosu.

 

IMG_6566

Erektheion Tapınağının taşıyıcı kolonları olan kadın heykellerinin orjinallaeri Akropolis müzesinde sergileniyor,buradakiler birebir kopyaları.

Bu  heykeller, Eski Romalı Mimar Vitruvius’a göre; şehirlerinin M.Ö. 480’de Persler’in tarafını tutmasından sonra ağır işlere mahkum edilen Karyalı kadınları anlatıyormuş.

Bu kadınlar, eşleri savaşta olduğu için şehirlerinde erkeklerin üstlendiği tüm işleri yerine getirmek zorunda kalmışlar ve hep onların dönmelerini beklemişler.

IMG_7136

Akropolis Müzesi ,eski şehrin arkeolojik kalıntılarının üzerine platformlarla  ,kısım kısım tarihi doku görülecek şekilde inşa edilmiş.Yürüdüğünüz cam tabandan aşağıya bakınca ,bölmeler,odalar ,pişirme alanları, çömlekler görüyorsunuz.İçine bozuk para atılan dilek kuyuları var.Dileğimi dileyip, bozuk paralarımı bu çukurların içine denk getirmeye çalışırken ben çok eğlendim.

IMG_E7155

Erektheion Tapınağındaki  Karyatid heykelleri ‘nin orjinalleri,Akropolis müzesinde gerçekten özenle korunmuşlar.

IMG_6900
Kombine biletimizle girebildiğimiz Antik Agora ‘ya Akropol ana girişinden, tepenin arka tarafına doğru uzunca bir yürüyüşle ,ki biz bu yoldan yürüdük, ulaşabilirsiniz.
Bu yol üzerinde çeşitli sokak sanatçıları gösteriler yapıyor. Yolun kenarında sağlı sollu kurulmuş tezgahlarda antika eşyalar.Hediyelikler satılıyor.Yürüyüş uzun sürse de ortam çok keyifli.
Antik Agora ,içinde Apollon Tapınağı gibi çok iyi korunarak günümüze ulaşan bir çok tarihi eser bulunan yeşillikler içinde bir açık hava müzesi. Plaka bölgesinden tren yolu boyunca devam ederek daha kolay ve merkezi şekilde de ulaşılabiliyor.Antik Agora ‘yı detaylıca gezmemiz, yaklaşık yarım günümüzü aldı.
IMG_7015
Atina’da çok keyif aldığım ve görülmesini önerdiğim bir diğer yer ise Syntagma Meydanı’nın hemen üzerindeki National Park,yani milli park. Doğal ortamı korunmuş bakir bir ormanı andıran Park çok büyük ve özellikle hafta sonları yerel halkın spor yaptığı ,çocuklarıyla vakit geçirdiği,piknik yaptığı park diyerek geçiştirilemeyecek yemyeşil bir orman.
Syntagma  Meydanı , Şehrin en merkezi noktası diyebiliriz.Burada bacaklarını tam doksan derece kaldırarak büyük adımlar atan meşhur askerlerin  saat başı gerçekleştirdikleri  nöbet devri izlenebilir.
Biz ,bir öğleden sonramızı da  Pire Limanı yakınındaki daha çok balık lokantaları ve kafeler olan Micro Limani bölgesi’ne ayırdık.Taksi ile merkezden ulaşım 10-15 dakika kadar sürüyor ,yaklaşık 20 Euro taksi ücreti ödedik.Metro ile de direk olarak liman bölgesine ulaşmak mümkün.
atina-metro-haritası
Mikro Limani, daha çok  şahıslara ait küçük teknelerin demir attığı ufak bir marina havasında.Marinaya kadar cadde boyunca kafeler ve restoranlarıyla ,deniz havası almak, dalga sesleriyle yöresel müzikler dinlemek ve akşam üzeri içkilerinizi  keyifle yudumlamak için harika bir yer.
IMG_1299
Atina seyehat planımızın ana konusu ,kızımız Ceylin’in doğum gününü kutlamaktı.Doğum günü kutlamamızı Atina Hard Rock Cafe ‘de yaptık.
Hard Rock Cafe ,merkezde, Akropolis ‘in eteklerindeki hareketli Plaka bölgesi’nin tam ortasında, renki cıvıl cıvıl sokaklarının  birinde. Yemekleri yine aynı kalitede ve lezzette,fiyatları da ortalama restoranların biraz üzerinde diye biliriz.
IMG_E6790
IMG_6833
Hard Rock cafe ‘nin de  bulunduğu sokağın köşesinden  başımı kaldırdığımda gördüğüm Akroplis’in ışıklandırılmış gece görüntüsü ‘nü de fotoğraflamadan geçemiyorum,izlemeye doyulamaz bir görsel şölendi.
IMG_E7292
Plaka bölgesinin tüm sokaklarının çıktığı büyük  meydan  Monastraki  meydanı.Meydan şehrin bir diğer önemli merkez noktalarından.Şehrin kalbinin attığı yer diyebiliriz.Gece ayrı gündüz ayrı hareketli bir meydan,ayrıca pazar günleri burada bit pazarı kuruluyormuş.

 

 

Atina Şehri ile ilgili aktarmak istediklerim özetle;

*  Yaz aylarında,tarihi bölgeler açık hava müzesi halinde olduğu için ,gezerken biraz bunaltıcı olabilir.

* Hava alanından merkeze X95 numaralı otobüs ile ulaşım ekonomik ve rahat.

* Metro kullanmadan da şehrin önemli noktaları yürüyerek rahatça gezilebiliyor.

* Yeme içme fiyatları ,adalara göre  %25 kadar daha fazla,lezzetler aynı şahanelikte.

* Plaka bölgesinde Daphne Restoran ve  Diagones Restoran ortamları ve fiyat lezzet dengeleri mükemmel,denenmeli diyorum.

* Konaklama için ,Plaka bölgesi ve civarında apart oteller uygun fiyatlı ve oldukça konforlu

* Syntagma Meydanı’nın aşağı kısmında kalan Ermou caddesi, lüks markaların  bulunduğu İstiklal Caddesi tarzında,şehrin en popüler caddesi diyebilirim.

 

 

 

 

 

 

 

Akdeniz iklimi,ortaçağın yaşayan haliyle Gaudi’nin rüya şehri Barcelona…

IMG_E2079

 

Hazırsanız ,ayağımın tozuyla Barselona’yı anlatmaya başlıyorum.

Catalan Barselona Halkı , kendilerini İspanyol olarak görmüyorlar. Hatta son dönemlerde  hükümete karşı ayaklanmaları ,protestoları daha da hızlandı diyebiliriz. Bunun sebebini  de İspanya ekonomisine en büyük katkıyı kendilerinin yapması ve çok ta geri dönüş alamamaları olarak gösteriyorlar.Barselona’ya ilk kez 2012 yılında gitmiştim,doğruyu söylemek gerekirse son gördüğümden bu zamana biraz değişmiş.

Ekonomik dengesizliğin en bariz göstergesi evsizler artmış köşe başlarında. Ayrıca göçmen popülasyonundaki artış ve her adım başı Arap ülkelerinden gelen göçmenlerin işlettiği marketler,tarif edilemez derecede yoğun kokulu ve hijyenik görünmeyen  lokantalar,aynı kokunun hakim olduğu hediyelik eşya dükkanları. Neyse takılmıyoruz bu detaylara ve Gaudi ‘nin, Picasso’nun, Joan Miro ‘nun şehri,ara sokakların,gotik mimarinin,sanatın,müziğin ,flamenkonun,denizin ,güneşin şehri Barselona ‘yı keşife çıkıyoruz.

IMG_1006

Uçak biletlerimizi, etsucuzabilet.com sitesi’nden THY ile Sabiha Gökçen Havalimanı gidiş Atatürk Havalimanı dönüş olarak ,yaklaşık üç ay öncesinden satın aldım. Kızımın yarıyıl tatilini de  düşünerek  2018 Ocak ayı ortalarında bir tarih seçtim.Otelimizi de yine Booking.com sitesi üzerinden aynı zamanlarda ,rezerve ettim.(İspanya AB üyesi ,TC vatandaşlarından shengen vizesi istiyor.)

Kış dönemi Avrupa şehirleri arasında en ılıman iklime sahip olan Barselona diyebiliriz.Ocak ayı sonlarında kar ,kış  soğuk hava ,atkılar bereler montlar ile ayrıldığımız İstanbul’dan yaklaşık 4 saatlik bir uçuştan sonra bizi  güneşli bir bahar havası karşıladı.Otelimiz çok merkezi konumda La Rambla caddesi yakınlarındaydı.

IMG_3042

 

THY, A1 Terminali’ne iniyor, öğle saatleri Havaalanı neredeyse boştu. Hiç sıra beklemeden pasaport kontrolünden geçtik.Bavullarımızı alıp taksi ve çıkış işaretlerini izleyip dışarı çıktık.Ben daha önceden araştırıp Aerobus ile merkeze gitmeyi planlamıştım. Plaça Catalunya durağı La Rambla cad.ne çok yakındı ve Aero Bus’ ın son durağıydı. Ücreti, otobüsün içinde ya da binmeden önce görevliye ödeyebiliyorsunuz. Otobüste wifi olması güzel olmuş.Yarım saatlik bir yolculuk sonrası  anons edilen Plaça Catalunya durağına geldik. Burası aslında La Rambla caddesinin en tepe noktası diyebiliriz.

IMG_1048

Çok yakın olduğumuzu bildiğim için ben taksiyle devam etmeyi seçtim.Otelimize  hızlıca ulaştık ve giriş yaptık.Odamız tertemiz ve ferahtı.Biraz yorgunluğumuzu attıktan sonra deniz kıyısı ve marina tarafına doğru keşfe çıktık.La Rambla caddesi ile marinanın deniz tarafındaki meydanla birleştiği noktada, şehrin sembolü Kolomb heykeli ile selamlaştık.

IMG_1081

Bu büyük meydandan denize  doğru yürüyüp, köprüyle büyük alışveriş merkezi Maramagnum ‘a ulaşıyorsunuz.Ünlü markaların yer aldığı bu alışveriş merkezinde özellikle Desigual mağazasını ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederim.Bu  muhteşem havada kapalı alışveriş merkezine mi girilir diyenlerdenseniz,Maramagnum ‘un girişinde deniz manzaralı restoranlarda oturup meşhur tapaslar eşliğinde sangria keyfi yapabilirsiniz,ki benim tercihim de bu yönde oldu.

IMG_1088

Biz,  marinadan sonra   La Rambla Caddesi boyunca yürümeyi tercih ettik.

La Rambla  Caddesi çok geniş bir cadde.Sağlı sollu tek şerit trafik var. Ortası boydan boya sokak sanatçıları, çiçekçiler,cadde üzerindeki  restoranlara ait masalar ve hediyelik eşya stantlarıyla dolu.Kışın, restoranların açık masaları şeffaf çadırlarla kaplanmış ve ısıtmalar koyulmuş, turistler genellikle bu cadde üzerinde yemek yiyor.Gece ve gündüz hareketli.

IMG_1121

Deniz tarafından La Rambla caddesi.

Cadde üzerinde bir restoranda oturup, ekmek üzeri garnitürlerle hazırlanmış karışık tapas tabağı, kalamar ve soslu patates kızartması patata brava, bir büyük boy bira(bira gerçekten devasa bir bardakta geldi) ve soda ile birlikte keyifli bir yemek yedik.

La Ramla caddesi üzerinde Liceu metro durağının hemen sağ çaprazında ünlü açık balık ve sebze pazarı  La Boquera Mercat var.Bu pazarda cins cins tropikal meyveleri tane olarak ya da küp küp doğranmış karışık porsiyonlar halinde alabilirsiniz.

IMG_1141

Ayrıca seçtiğiniz taze balığı hemen yanınızda taze tapaslarla birlikte servis eden bar tarzı küçük restoranlar var. Bu barlar o kadar popüler ki fiyatlar çok ta uygun olmadığı halde ,her zaman çok dolular.Özellikle turistler oturabilmek için sırada bekliyorlar,biz de bir öğle ya da akşam yemeğimizi burda yemeye karar verdik.

IMG_1134

Barselona’da ilk sabahımızda bizi  güneşli ılık bir gün karşıladı. Programımız Gotik Mahalleyi keşfetmekti.Gotik mahalle’ye  La Rambla caddesi’nin deniz tarafına göre sağ tarafından ara sokaklarda devam ederek, ya da  metro hattı  kırmızı L1 ,Arc de Triomf  durağında inerek ulaşabilirsiniz.

IMG_1165

Biz La Rambla Caddesi’nin deniz tarafına göre sağ tarafındaki ilk ara sokağından yürümeyi tercih ettik.Sokak boyunca devam ederken ünlü Plaça Reial sağımızda kaldı.Daha sonra detaylıca anlatacağım , Flamenko gösterileri izleyebileceğiniz Tarantos ‘ta bu meydanda.

IMG_1175

Sabah erken saatlerde kısmen daha sakin olan meydanda biraz vakit geçirip kahvelerimizi içtikten sonra , orta çağdan kalma, tarih kokan, büyüleyici sokaklardan yolumuza devam ettik. Önce kaleyi andıran yüksek duvarlarla çevrili Plaça Del Rei ‘ye ulaştık,Barselona Katedrali ‘nin arka girişi bu meydan tarafında kalıyor, öğle güneşiyle aydınlanan ara sokaklardan Katedral’e doğru fotoğraflayarak ilerledik.

IMG_1231

IMG_1193

Barselona Katedrali girişi ücretsiz.Kış sezonu ve günün erken saatleri olduğu için çok sakindi. Gayet rahat gezebildik.

Katedral tam bir gotik mimari örneği. Romanesk Şapeli ,avlusuyla bir Roma tapınağı ve bir mağribi camisinin temelleri üzerinde kurulan katedralin inşasına 1298’de II. Jaume’nin emriyle başlanmış; ancak 20. Yüzyılın başında ana sivri kulenin inşasıyla tamamlanabilmiş.

Asıl adı Catedral de la Santa Cruz y Santa Eulalia olan katedral, inancı nedeniyle dördüncü yüzyılda Romalılar tarafından şehir edilen St Eulalia’ya adanmış. Bir hikâyeye göre Eulalia, şehir meydanında çırılçıplak bırakılmış ve bahar ayında beklenmedik yağan kar vücudunu kapatmıştır. Bunun üstüne kızgın Romalılar Eulalia’yı içerisinde bıçakların olduğu bir varile koyup varili gezdirmiştir. Aziz Eulalia’nın mezarı  da katedral içerisinde.

Bahçeleri, havuzu, hatta Eulalia’nın yanışı ve Roma imparatorunun ona uygulattığı 13 korkunç cezayı temsil eden 13 beyaz Roma kazlarından oluşan küçük bir kaz sürüsü de olan 14. Yüzyıla ait huzur veren kemerli yolu (Arkadlı Avlu)mutlaka  görün.

 

IMG_1272

 

IMG_1327

Katedralin ana giriş kapısı güzel bir meydana bakıyor.Hatta tam karşısında meydanda masaları olan bir kafe restoran var.Bu masalarda oturup, kendinize bir sangria ısmarlayabilir,büyüleyici yapıyı keyifle izleyebilirsiniz.

IMG_1390

Barselona denince ilk aklımıza gelen tabi ki  art nevau akımının öncüsü mimar Gaudi.Özellikle La Sagra Da Familya katedrali ,Gaudi’nin  tamamlayamadan hayatını kaybetmesi üzerine tamamlanamamış.Bu durum turistlerin daha da dikkatini çektiği için sanırım tamamlanması da uzun sürecek.Sagra Da Familya Katedrali’ne giriş için biletinizi çok önceden almanız gerekiyor.Biz de  biletimiz de daha sonraki bir güne aldığımız halde içeri girmesek te katedrali görmek istedik.Hava da güzel olunca yolumuza yürüyerek  devam ettik. Yolumuzun üzerinde ünlü Arch de Trıomf’da mola verdik,  bulvar şeklinde düzenlenmiş büyük bir meydanda fotoğraf çektik,seyyar satıcılardan hediyelik eşya aldık.

 

IMG_1428

Cadde üzerinde meydanı gören bir restoranda biraz dinlendikten sonra yolumuza devam ettik.

IMG_1506

Sagra Da Familya ,gerçekten farklı bir mimari ,sanki doğa tarafından oluşturulmuş.

IMG_1509

Ana girişin olduğu tarafı çok daha eski ve etkileyici,uzun uzun izlemek ve fotoğraflama için harika.Katedralin  dört taraflı ana caddelerin ortasında olduğunu kabul edersek caddeler boyunca hediyelik eşya dükkanları var ve en uygun fiyatlar buralarda diyebilirim,biz de bu dükkanları tek tek gezdik en uygun fiyatları bulmaya çalıştık.

Akşamki yemek planımız Hord Rock Cafe ‘deydi, Plaça Katalunya meydanı’nda olan Hard Rock Cafe ,catalunya metro durağının cadde ye olan çıkışından çıkınca hemen sağda kalıyor.

IMG_1548

Hafta içi olduğu halde çok kalabalıktı,biraz bekledikten sonra yer bulabildik.Rezervasyon yapmak daha iyi olur.Yemekler bildiğimiz menüydü ve her zamanki gibi çok lezzetliydi.Fiyatlar ortalama, kişi başı yemek ve içecek 25 euro civarı.Biz Hard Rock Cafe’yi çok sevdiğimiz için diğer bir akşam yemeğimizi de burada yedik.

IMG_1569

Barselona’nın en yüksek noktası diyebileceğim Tibidabo, çok etkileyici bir kilise olan Sacrat Cor ,ve Parc d’Atraccions adında ünlü bir lunapark tan oluşuyor. Ulaşımı da aslında karışık görünse de çok rahat.La Rambla cad.’deki Liceu durağı’ndan  ya da ana hatla bağlantılı herhangi bir duraktan metroya binip, Av.Tibidabo durağında iniyorsunuz.Duraktan çıktığınız nokta  dört yönde caddelerin kesişim noktası. Kuzey tarafa doğru tam  karşı sol tarafınızda otobüsler bekliyor.Metro biletiniz otobüste de  geçerli .Otobüsler sizi yukarı taşıyacak finüküler denilen trene bineceğiniz noktaya getiriyor.İneceğiniz yer zaten son durak olduğu için kaçırma şansınız yok.Trene bineceğiniz istasyonu kolayca görürsünüz.Ekstra ücret ödeyerek bineceğiniz küçük tren sizi dağın  en yüksek noktasına taşıyor.

IMG_1670

Kış dönemi olduğu için lunapark açık değildi.Yaz dönemi parkta vakit geçirmek çok keyifli olur.Bazilika gerçekten etkileyici bir yapı ,önündeki terastan manzara şahane.

 

IMG_1698

Tatilimiz süresince ,gün içinde rotamızı mutlaka marina ve Barceloneta’ya uğrayarak oluşturduk,ocak ayındaki güzel hava da bunda etkilioldu.Yemeklerimizi çoğunlukla Plaja doğru cadde üzerindeki restoranlarda,özellikle paellesini çok beyendiğim Restorant Portvell ‘de ya da  Marina ‘nın sonunda Maramagnum alışveriş merkezi’nin giriş katındaki deniz manzaralı Tapa Tapa ‘da yedik.

IMG_1790

Standart menüler şeklinde tapaslar ve paelleler bulabileceğiniz   Tapa Tapa ‘nın bir kaç şubesi var. Bira çeşitleri zengin ayrıca sangria sı çok başarılı ,fiyatları da ortalama restoranlar ayarında.

El Born bölgesi ,La Rambla’nın sonundaki Kristof Kolomb heykelinden Barceloneta’ya doğru ana cadde boyunca gösterişli evler ve malikaaneler.Çoğu günümüzde müzeye ya da sanat galerisine dönüştürülmüş.Cadde boyunca denizin mis kokusunu içinize çekerek görkemli binaları izleyerek   yürümek çok keyifli.

Port Vell bölgesi, yeni yapılmış liman tarafı.Palmiye ağaçları ve modern binalarla çok farklı bir atmosfere sahip.Akşam üzeri güneşin batışıyla camlardana yansıyan renk ve ışık oyunlarını izlemek tarifsiz güzellikte.

IMG_1811

Port Vell Restoran,plaja yaklaşırken cadde üzerindeki sıra sıra restoranlardan birisi,aile işletmesi, işletmecisi oldukça misafirperver,yemekler konusunda tavsiyeler veriyor ,turistlerle sohbet ediyor.lezzet fiyat dengesi çok başarılı.

 

IMG_1902

Ceylin  Paelle yi beyenmese de ben neredeyse her akşam deniz ürünlü paelle ve sangria ikilisinden vazgeçemedim.

IMG_2629

Büyük porsiyon paelle ve yarım litre sangria menü 18 euro ,lezzet benden tam not aldı tavsiye ederim.

Gezimizin diğer durakları  Park Guel  ve  Sagra da Familya katedrali girişi için biletlerimizi internet üzerinden önceden almıştık.

Park Guel ziyaretimizi  daha tenha olmasını istedğim için sabah erken saatlere programlamıştım.Ulaşımı yine metroyla sağladık,ana hat üzerindeki Lesseps durağında indik,ana cadde üzerinden yukarı doğru biraz yürürdük caddenin karşısında  Parc Guel tabelasından tepeye doğru tırmandık,bu dik yokuş boyunca hediyelik eşya dükkanları ve kafeler var,fiyatlar merkeze göre daha uygun.Kısa bir yürüyüşten sonra Parkın ana giriş kapısına ulaştık,görevli bizi biletimizi alacağımız noktaya yönlendirdi,internetten aldığımız çıktı ile giriş yapacağımız bileti aldık.Çıktı halinde rezervasyon onayını mutlaka istiyorlar bilginize.

Kont Güell’in Gaudi’ye sipariş ettiği çılgın bir site-bahçe projesi ,1914 te park olarak tamamlanmış.Özellikle doğal tünel taş formlu geçitleri,mozaik süslemeleri,yeşil alanlarıyla görülmeye değer farklı bir yer, yarım gün ayırarak rahatlıkla gezilebilyor.

 

IMG_E1981

Hediyelik eşyalarda sıklıkla gördüğünüz Gaudi’nin ünlü kertenkele si park girişinde sizi ilk karşılayanlardan.

IMG_E2009

Seyir terasından manzara şahane.

 

IMG_E2079

Park Guel, deha bir mimarın doğa üstü hayallerinin vücut bulmuş ve günümüze kadar gelmiş hali, bu masalın içinde olmak çok güzeldi.

IMG_E1917

Kitaplarını okumaktan çok büyük keyif aldığım yazar Dan Brow’un, Da Vinci şifresi ve Melekler ve Şeytanlar  romanlarını okuduktan sonra İtalya gezi programı yapmış , romandaki detayları yakalamaya çalışarak  Roma ve Floransa’yı ayrı bir heyecanla gezmiştim. Barselona gezimizden de  hemen önceki bir zamanda yine Dan Brow’un en son romanı Başlangıç’ı okumak inanılmazdı. Özellikle de  Sagra da Familya katedralinin içine girdiğimde  romanı yaşadım,tek kelimeyle büyüleyiciydi.

 

IMG_E2367

Sangra Da Familya katedrali, eti ,kemiği ,kanı ,canı olan yaşayan bir organizma gibi ana kapıdan içeri adımınızı attığınız andan itibaren o canlının bedenini, ruhunu, nefes alışını hissediyorsunuz.

 

IMG_E2406

Ana giriş kapısı üzerindekş kabartma yazılar bron üzerine işlenmiş,içinde sayılar olan küçük altın kare çok gizemli.

Bizim etkisinden uzun süre çıkamadığımız diğer bir deneyimimiz de Flamenko gösterisi oldu. İnternette ufak bir araştırma yapınca yemekli,yemeksiz,farklı şovlarla birleşmiş bir çok alternatifle karşılaşıyorsunuz.Ben Trip advisor ‘ı dinleyip ,La Ramla caddesi üzerinde Plaça Real’deki  Tarantos’u tercih ettim.Kaldımız otelde de Tarantos’un buroşürleri vardı ve bu ilanlarda  en eski Flamenko gösterisi olduğu yazıyordu,sanırım seçimimde bunu da dikkate aldım.Gösteri saat 19:30 ‘da başlıyor, 1 saat sürüyor.Seanslar  saat  23:30 ‘a kadar devam ediyor.Biz saat 19:30 gösterisine girdik,ücreti kapıda ödeniyor.İçeride içecek satışı var.

IMG_E2200

Ceylin ve ben ilk kez flamenko gösterisi izliyorduk,daha ilk andan gösteri bizi etkisi altına aldı.Müzik, yorum ve dans harikaydı.Daha önce hiç bir dansta izleyiciye böyle  bir duygu geçişi yaşamamıştım,sahnede dans eden sanatçı aşkını, coşkusunu ve acısını dansıyla ve sesiyle bize geçirmişti ve gösterinin sonunda göz yaşlarımı tutamadım…Çok çok farklı bir deneyimdi.

IMG_E2465

Diğer bir günümüzü de Montjuic ,Poble Sec ve Sant Antoni bölgesi’ne ayırdık.Montjuic’in sihirli çeşmesi 1929 evrensel sergisi için yapılmış dev boyutlu bir çeşme,dev boyutlu fıskiyelerle ses ve ışık gösterleri yapılıyor,kış dönemi olduğu için fıskiyeler kapalıydı.

IMG_E2552

Havada ocak ayı için çok güzel olunca Montjuic’ten Poble Espanyol ‘a doğru tepe boyunca yürüdük.

Pablo Espanyol, İspanyol kültürü ve yaşam tarzını anlatan müze gibi düzenlenmiş turistik bir köy sanki.Girişi ücretli.Ama İspanyol kültürünü daha yakından ve hızlıca tanımak için gezilebilir.

IMG_2153

Özetle 7 gece 8 günlük gezimizde biz Barseelona’yı rahat rahat keyifle gezdik.Biraz daha vaktimiz olsaydı belki çevre kasabalara da gidebilirdik ama ben Barcelona ‘yı detaylıca yaşamayı tercih ettim. Öğle ve akşam yemeklerimizi genellikle marina ve Barceloneta tarafında yedik.Deniz ürünlü paelle ve sangria harikaydı doyamadım.Tapaslar özellikle çıtır karides ve  özel soslu patata brava unutulmazlar arasındaydı.

IMG_1985

Biz Ceylin’le anne kız Barselona’yı çok sevdik. Gotik mahalle ,La Rambla ve marina’ya aşık olduk…  Sadece Flamenko gösterisi izlemek için bile tekrar gelinir dedik….Ve gelecek gezilerimizin hayalleriyle Barselona’yla vedalaştık.

 

Evet, 2018 yılına keyifli bir başlangıç yapmak için aracımızla Bulgaristan’ın gözde kayak merkezlerinden Pomporova’ya gittik.

713

 

Eşim ve ben, kayak sporunu yeni yeni öğrenmeye çalışıyoruz. Ama kızımız Ceylin, küçük yaşta kayak yapmaya başladığı ve keyfini aldığı için kış ayları, hele bir de kar yağdıysa rotamız ,bize en yakın kayak merkezi Uludağ, oluyor.

Sizleri bilmem ama benim için yeni yıl demek ,karlı çam ağaçları,havuç burunlu kömür gözlü kardan adam, soğuk havada yüzüme çarpan kar taneleri demektir.Benim çocukluğumda , yeni yıl yaklaşırken çarşıya pazara ,üzerleri pullu ,çam ağaçlı ,karlı,noel babalı tebrik kartlarının satıldığı tezgahlar açılırdı .O tezgahlardan kartlar alıp, üzerlerini iyi dileklerimizle doldurup,arkadaşlarımıza ,akrabalarımıza postalardık.Sanırım o kartpostalların üzerlerindeki resimlerden kaldı bende, bu yeni yıl,kar,üzerine kar yağmış çam ağaçları hayali.

Daha önce  Uludağ Kayak merkezi’nde yeni yılı karşılamış ,çok keyif almıştık.Bu sene de yeni yıla karla girmek istedik ve eşimle araştırmaya başladık.Uludağ ve Kartalkaya Kayak merkezleri’ndeki  çoğu otel, biz araştırma yaptığımız dönemde, yılbaşı dönemi konaklama  ücretlerini henüz belirlememişlerdi.Belirlemiş olanların da ücretleri  normal dönem konaklama ücretlerinin çok çok üzerindeydi, ve yılbaşı yemeği için ekstra ücret talep ediyorlardı.Bulgaristan ve Gürcistan ‘daki kayak merkezlerinin pistlerinin çok güzel olduğunu konaklama ve yeme içme işlerinin Türkiye ‘ye göre daha ekonomik olduğunu okumuştum.Eşimle birlikte neden olmasın dedik ve kara yoluyla ulaşım imkanı olduğu için ,Bulgaristan Pamporovo Kayak merkezi’ne gitmeye karar verdik.Ekim ayı başlarında Booking.com sitesi üzerinden Sunny Hills Pamporovo ‘ya 3 gece konaklamalı rezervasyonumuzu oluşturduk.Otelimizin konumu,temizliği, misafir perverliği ve kahvaltısı çok çok iyiydi. Fiyat fayda dengesi beklediğimizin çok üzerindeydi,tavsiye ederim.

Kapıkule sınır kapısında, yoğunluk olabileceğini düşünüp, sabaha karşı İstanbul ‘dan Edirne istikametine kendi aracımızla yola çıktık. Daha önce de kardeşim ve eşiyle birlikte onların aracıyla Yunanistan Tassos Adası’na gitmiştik.Prosedürü az çok biliyor olsak ta kendi aracımızla ilk kez yurt dışına çıktığımız için biraz heycanlıydık.Aracınızla yur dışına çıkmak için öncelikle bir sigorta acentasından aracınıza yeşil sigorta yaptırmanız gerkiyor.En kısa sürelisi iki haftalık ,ücreti 63 euro. Ayrıca aracın ruhsat  sahibi de yanınızda olmalı ,ya da noterden vekalet gerekiyor o kısmını çok detaylı olarak bilmiyorum.Ben çıkış tarihimize yakın bir zamanda trafik sigortamızı ve kaskomuzu yapan acentamızdan  aracımızın yesil sigortasını yaptırdım.Gümrükte uğraşmamak için de yurt dışı çıkış harçlarımızı , kişi başı 15 TL, pasaport numaralarımızla bankaya ödedim.Dekont ve vergi alındı makbuzlarını aldım.

579.jpg

Edirne şehir merkezine girmeden Kapıkule Sınır Kapısı ‘na ulaşabiliyorsunuz. Sınır kapısı, herhalde sabahın erken saatleri olduğu için, çok sakindi.Kolayca kontrollerden geçtik.Yeşil sigortamız , pasaportlarımız,ve yurt dışı çıkış harçlarımız kontrol edildi.Bu arada Bulgaristan Avrupa Birliği ülkesi olduğu için Bulgaristan vizesi ya da Shengen vizesi istiyor.

Bulgaristan ‘a girişimizde de yine kalabalık yoktu.Kolayca ilerledik.Pasaport kontrolünden geçtik.Yeşil sigorta evrağımız istendi,bagajımızda ticari miktarda sigara veya içki olup olmadığı kontrol edildi. Son olarak aracımızın tekerleklerine, 6 Leva karşılığı dezenfektan sıvısı püskürtüldü.Türkiye ‘den çıkmadan önce Duty Free mağazasındaki döviz bürosundan, bir miktar Türk Lirasını Leva’ya çevirmiştik. İyi oldu,dezenfekte ücreti Leva olarak talep edildi.

Bulgaristan’a geçer geçmez ilk hedefimiz  kontrolde cezası biraz fazla olan yol geçiş kartı Vigenetta yı almaktı.Benzin istasyonlarından alabileceğimizi okumuştum.Sınırı geçince karşımıza çıkan ilk istasyonda durduk, fakat Vigenetta kalmamıştı. Otoyol üzerinde aydınlatma da olmadığından yolları biraz da garipseyerek devam ettik.Yaklaşık 10 km kadar devam ettikten sonra yolda aydınlatma başladı, biraz rahatladık.30-40 km kadar gittikten sonra yeni yapılmış, içinde taze kruvasan ve kahve servisi olan bir benzin istasyonundan Vigenettamızı 15 Leva karşılığında aldık.

585.jpg

Bir nevi otoyol vergisi olan Vigenetta kartını ,üzerindeki şeffaf banttan ayırıp aracımızın ön camına yapıştırdık,kahvemizi içmiş sıcak kruvasanımızla kahvaltımızı yapmış olmanın keyfiyle, yolumuza devam ettik.1-1,5 saatlik bir yolculuktan sonra kayak merkezine doğru tırmanışa geçtik.Yol biraz virajlıydı ,ama manzara muhteşemdi. 1,5 -2 saat kadar da kayak merkezine doğru tırmanışımız sürdü.Yol boyunca geçtiğimiz köy ve kasabaları çok sakin ve ruhsuz buldum.Sanki terk edilmişlerdi,bakımsızlardı,hüzünlü bir havaları vardı.Zirveye doğru yaklaştıkça uzaktan  karlı tepeleri ve  muazzam ulu çam ağaçlarını görmeye başladık.

762

Pamporovo  Kayak merkezi ,sanki bambaşka bir dünyaydı.Aşağıdaki hüzünlü kasabalardan ayrı,sanki bir masal gibiydi.Doğayı bozmadan,uzun çam ağaçlarının arasına serpiştirilmiş  ağaç evler şeklinde  yapılmış otelleri, ışıklarla süslenmiş kafeleri,restoranları ,bizi ilk görüşte büyüledi.609

Otelimizin konumu gerçekten çok güzeldi , bir de en üst kattaki odamızın balkonundan manzara şahaneydi.

IMG_0555

Otelimize en yakın liftler ve pistler, Ski Center 3 Students adlı bölge olduğu için, 5-10 dakika kadar yürüyerek kayak bölgesine ulaştık, manzara yine çok güzeldi.Çoğunluğu İtalyan ve İngiliz turistlerden oluşan yoğun bir kalabalık vardı. Kayak gereçlerimizi kiralayabileceğiniz bir çok  küçük işletme vardı. Ayakkabı ve kayak kirası ortalama günlük 20-25 Leva, liftlerden çıkış ve iniş bir defası 19 Leva, günlük 55 Leva , bu arada 1 Leva karşılığı  2,37 Türk lirası yapıyor.

 

627

Pistlerin etrafında çok güzel kafeler ve barlar var.Yeme içme işleri uygun fiyatlı,ve çok çok lezzetli.

771

873.jpg

Bütün kafe ve restoranlarda fiyatlar birbirine çok yakın, çorbalar 5 Leva , salatalar 8 Leva, Et yemekleri 10-15 Leva,pizzalar 8-10 Leva civarında ve lezzetleri muhteşem.887

Kaliteli rezerv merlot şarap, şişesi 21 leva, biralar ortalama 4-6 Leva arasında değişiyor.

Özetle Pomparovo’da yeme içme işleri ,uygun fiyatlı ve çok çok lezzetli.Her damak tadına uygun yiyecek neredeyse tüm kafelerde taze olarak servis ediliyor.Şarapları uygun fiyatlı ve çok kaliteli.Bir şarap sever olarak merlot ‘u benden tam not aldı.844

Zirvede hava aşırı soğuk değil, yağış olsa bile ara ara güneş açıyor, hava sıcaklığı eksi değerlere çok inmiyor.

1016

Metrelerce uzunluktaki çam ağaçları gerçekten büyüleyici, ormanın dokusu ve doğallığı özenle korunmuş.

1028

Yılbaşı gecesin için, konakladığımız otelde program vardı ama biz kayak merkezinde geçirmek istedik.Daha önce yemek yediğimiz bir restoranda yılbaşı programı olduğunu gördük ve rezervasyon yaptık.Sınırsız içki ,başlangıç soğuk tabağı,ara sıcaklar,ana yemek,meyve ,tatlı ve çeşitli ikramların dahil olduğu fiks menü vardı.Canlı yöresel müziklerin ve dans gösterilerinin olduğu eylencemiz çok keyifli geçti.Yeni yıla girerken havai fişekler atıldı , dışarıda danslar edildi .

1129

Özetle, Pomparovo’da çok keyifli ve dolu dolu bir tatil geçirdik.Yeni yılı  coşkuyla ve keyifle karşıladık.Doğasını, kayak merkezini,yemeklerini ,çok çok sevdik.İnşallah tekrar geliriz diyerek biraz da buruk vedalaştık.

Kendi aracımızla seyahat edince , bavul taşıma ve kilo sıkıntımız olmadı. Bulgaristan’ın Uygun fiyatlı kaliteli  şaraplarıdan rahatça satın aldık.Hava alanında bekleyerek vakit kaybetmedik.Dilediğimiz yerde mola verdik.Uçak bileti satın almamıza nazaran araç masraflarımız daha ekonomik oldu.Biz Pamporovo’yı çok sevdik. Doğayı, karla süslenmiş ulu çam ağaçlarını, kayak yapmayı, yöresel lezzetleri denemeyi seviyorsanız,Pomparovo Kayak merkezi tam size göre.İnsan keşfettikçe ,yeni lezzetler denedikçe,yeni kültürler tanıdıkça yenileniyor,yeniliklerle yenilenmeniz dileklerimle.

 

En son ne zaman kendinizi harika hissettiniz?

 

Cevap veriyorum;

2017 yılı , nisan ayının ortalarında ,güneşli bir bahar sabahında ,kendimi harika hissediyordum.

Venedik’te sabahın erken saatleri.Güneş yeni doğmuş.Hafiften güzel bir müzik geliyor kulağıma.

Taze kahve kokusu alıyorum.Manzaram muhteşem.

Eşim Cenk ,kızım Ceylin ve ben, erkenden uyanmışız,Grand Kanal kenarında, küçük bir kafede ,kahvemizi içmiş çikolatalı ve tereyağlı çıtır çıtır kruvasanlarımızı yemişiz.Rialto Köprüsüne,ulaşmaya çalışıyoruz….

IMG_2969

Keşfimizi ağırdan alıyoruz, haritalarımıza ya da telefonlarımıza bakmadan yönümüzü  bulmaya çalışıyoruz,her yer birbirinin aynısı.Ara ara küçük köprülerden geçip çıkmaz sokaklara dalıyoruz.Kaybolmaktan keyifliyiz.Sokak başlarında belli belirsiz işaretler,oklar var.Rialto yazan oku bulup takip ediyoruz.kanallar köprüler,belki 700, 800 yaşında temelleri suyun içindeki kazıklara oturmuş binalar, fotoğraflar çekiyoruz,zaman durmuş…

Venedik,  Bologna,  Floransa ve Pisa  gezimiz;

Nisan ayı;  Ceylin ‘in de doğum günü bu ay içerisinde olduğundan ,çok özenerek program  yaptığımız zaman.Son 3-4 yıldır da Ceylin’in doğum gününü gittiğimiz şehirlerdeki ,Hard Rock Cafe’de kutlamak bizde bir gelenek oldu.

2017 Nisan ayı için planımızı, herzamanki gibi , daha uygun fiyatlar yakalayabilmek için aralık ayı sonlarına doğru yapmıştık.İtalya ‘da ;Venedik  ve Floransa’yı öncelikle görmek ve detaylıca gezmek istiyorduk .İstanbul ‘dan  Venedik ‘e  direk uçuşlarla İstanbul  Bologna ‘na uçuşları arasında çok  fiyat farkı vardı.

Bologna, hem uçak bileti hem de konaklama açısından çok daha ekonomik görünüyordu.Bologna Venedik arasının trenle 1,5 saat olduğunu öğrenince uçuşumuzu Bologna’ya planladık.

IMG_9516

Venedik Bologna arası tren saatlerine, internetten  kolaylıkla ulaşabilirsiniz.sabah 7:30 da başlıyor her saat başında var.

Konaklamamızı iki gün Venedik beş gün Bologna olarak, Booking.com sitesi üzerinden ayarladık. Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan 2 saat 15 dakikalık,sıkıntısız bir uçuşla Bologna Marconi Havaalanı’na indik. Havaalanı küçük ve kolaydı,çok vakit kaybetmeden hızlıca pasaport kontrolünden geçtik.Bavullarımız için de fazla beklemeden çıkışımızı yaptık.Merkeze yakın olduğunu bildiğimiz için, taksiyle merkez tren istasyonuna gittik. Venedik’ e yarım saat aralıklarla  trenler vardı. Çok hızlı tren biletleri 50 Euro civarı hızlı tren biletleri  ekonomi sınıfı  11-17 Euro arasıydı. Saatlere göre  de fiyatları değişiyor.

 

Keyifli bir tren yolculuğuyla Venedik St.Lucia tren istasyouna vardık.

Yolculuğumuz boyunca manzara çok güzeldi.Bağ evleri ,otantik dağ köyleri, yemyeşil doğa, inanılmaz güzeldi  ve yolculuğumuzun  nasıl geçtiğini anlamadık.

IMG_2713

Venedik St.Lucia Tren istasyonu.

Otelimiz  Residennza -Ca Dairo ,ünlü Rialto köprüsüne yürüme mesafesinde,içinde mutfağı olan, kanal manzaralı, şirin bir daireydi.Çok memnun kaldık. Fiyat fayda dengesi çok iyiydi.Tavsiye ederim.Kahvaltı yoktu,ama çok yakın, şirin kafeler vardı, sıkıntı yaşamadık. St.Lucia tren istasyonuna yürüme mesafesinde olan otelimizi çok kolayca bulduk. Rezervasyonumuz hakkında bilgileri vardı, hızlıca işlemlerimizi yapıp odamıza yerleştik.Odamızın iki penceresinden de manzaramız,  Venedik kanal ve köprüsüyle süslenmiş şirin bir sokaktı. Eşyalarımızı bırakıp hemen dışarı çıktık  ve keşfimize  başladık.Hava hafif hafif kararıyordu.

.IMG_3753

Otelimizin girişi çiçekler ve ağaçlarla doluydu.

 

IMG_2795

Mor salkım aşkına…

Köprüler boyunca ,gidiş ve dönüş yönünde akan bir turist kalabalığı vardı,onlara takıldık.

IMG_2815

Yol bizi buldu, ufak bir meydan olan Piezzola Roma ‘ya ulaştık.Burda toplu taşıma aracı olarak kullanılan vapurettoların durağı da var. Restoranlar,mağazalar,kıyafet ve maske mağazaları muhteşemdi.Akşam yemeğimizi burada yemeğe, ve yine gezerek otele dönmeye karar verdik.Bu arada Venedik’te yeme içme işleri biraz pahalı,  iki porsiyon makarna ve  bir adet dört peynirli pizzaya ,iki kadeh şarap la birlikte 60 euro civarı ücret ödedik.Aslında bu ilk meydanda yemeyip biraz daha San Marco Meydanı ‘na doğru yürüseymişiz ,karşımıza  daha uygun fiyatlı restoranlar  çıkacakmış. Neyse dedik, ilk akşamımızdı , pizzamız ,makarnalarımız ve şarabımız çok çok lezzetliydi.Çok keyifli bir akşamdı bizim için.

Ertesi gün sabah erkenden, Rialto Köprüsü ve  San Marco meydanı yönünde yürüyerek keşfimize başladık.Sabah saatleri ,nisan ayı olmasına rağmen biraz soğuktu.Hava ancak öğleye doğru ısınıyordu.Sabah erken saatte güne başladığımız için, hep kat kat giyindik.Sırt çantalarımıza hırkalar, montlar aldık.

Venedikte ulaşım,  Vapuretto denilen ve kanallar üzerinde dolmuş gibi gidip gelen, üzerleri kapalı, teknelerle sağlanıyor, ama biz yürüyerek keşfetmeyi tercih ettik.Aslında kaybolarak gezmeyi diyebiliriz ,bütün sokaklar birbirinin aynısı sanki  labirent gibi.

IMG_2870

Odamızın penceresinden ,sabah manzaramız.

IMG_2999

Rialto Köprüsüne uzaktan bakış.

Rialto Köprüsü, Büyük Kanal üzerindeki en büyük köprü ,etrafında bir sürü hediyelik eşya  dükkanları  var,çoğu da kuyumcu.Hepsi birbirinden güzel.İçeri girince dışarı çıkılamayanlardan. Kuyumculardaki fiyatları bilmiyorum ama, hediyelikler uygun fiyatlıydı.

 

IMG_3060

Rialto Köprüsünden kuş bakışı, aşağıda sıra sıra restoranlar,kafeler.

San Marco Meydanı ,Adını San Marco Bazilika’sından alıyor ,Mimarisi  çok göz alıcı olan  bu yapının ,dış cephesinde ve çatısında altın kaplama deteylar var.Ayrıca Büyük İskender’e hediye edilen ünlü ,saf bronz , Mahşerin Dört Atlısı ‘da burada sergileniyor.Bazilika ‘nın çatısındaki heykel, birebir kopyası,orjinal heykel ,ücret ödeyerek girdiğiniz iç kısımda ,özel bir salonda sergileniyor.

IMG_3652

San Marco Kilisesi.Ve Mahşerin Dört Atlısı.

IMG_3356

Bazilika’nın tam karşısında Ünlü Çan Kulesi var.

Büyük Meydan’da, Bazilika ‘nın yanında Dükler Sarayı ,dikkat çekiyor.Ceylin ve Cenk içine girmek istediler, ben girişindeki uzun kuyruğu  görünce meydanda bir kafede oturup etrafı izlemeyi tercih ettim.Yaklaşık yarım saat sonra,Ceylin ve Cenk’te sırada beklemekten yoruldukları için içeri girmekten vaz geçtiler.

 

IMG_3379

Meydanı ,Dükler Sarayı ve devasa büyüklükteki Sansovino Kütüphanesi çevreliyor,ortada kafeler,restoranlar var.Yeme işleri kadar İçme işleri de biraz pahalı bu meydanda, bira  fiyatları 10-15 Euro arasında,yemek fiyatları ,25-30 Euro arasında değişiyor.Hemen yanımdaki restoranda , smokin giymiş bir müzisyen canlı piyano resitali veriyordu.Garsonlar ,özel üniformalı  ,şapkalı ve eldivenliydi.Benim bütçemi aşabilecek bir restoran izlenimi edindiğim için  hemen yanındaki daha sıradan giyimli çalışanları olan bir restorana oturdum.Peroni biramı içerek  ,piyano resitalini dinledim.Çok çok keyif aldım, çok güzeldi.

 

IMG_3408

Mahşerin Dört Atlısı

San Marco Meydannı’na  girdiğimiz tarafta ,üzerinde burç figürlerinin olduğu bir saat kulesi var ,bu kule de meydanın simgelerinden birisi.

 

IMG_3828

Burç Figürlü  Saat Kulesi’nin önünde havalara uçuyorum.

Hard Rock Cafe Venedik ‘te  bu meydanda , Saat Kulesi’ne çok yakın.Akşam yemeğimizi Hard Rock Cafe ‘de yedik ,Ceylin’in doğum gününü kutladık.Yemekler çok güzeldi,fiyatlar diğer  Venedik  restoran fiyatlarına göre daha uygundu.

 

IMG_3686

Venedik’te iki dolu gün geçirdikten sonra, sabah erken saatlerde  Bologna ‘ya doğru yola çıktık.Bologna’daki otelimiz Hotel Astorya’yı yine Booking.com üzerinden önceden ayarlamıştık. Floransa ve Pisa’ya günübirlik gidip gelmeyi düşündüğümüz için ,otelimizi Bologna Merkez Tren İstasyonu’na yakın olacak şekilde ayarlamıştık.Çok ta  isabetli bir seçim yapmışız.Otelimizde sabah saat  7:30  da başlayan kahvaltımızı hızlıca yapıp, on dakikada  istasyona yürüyüp, saat 8 trenine yetişebiliyorduk.

Öğleden sonra otelimize giriş yapıp yerleştik.Fiyatına göre, çok çok güzel,ferah, temiz bir oteldi.Kahvaltısı iyiydi.

Sınırsız espresso,latte ,demleme kahve ,peynir ve pastırmaçeşitleri,meyve yoğurt,yumurta ve taze kruvasanla zengin bir kahvaltı büfesi vardı. Memnun kaldık, tekrar gidecek olursam aynı oteli tercih ederim.Eşyalarımızı odamıza bırakıp başladık Bolonya keşiflerimize.

IMG_9523

Bologna, İtalya’nın kuzeyinde,Emilia-Romagna bölgesinde ,zengin yemek kültürüyle tanınıyor.Bolonez soslu makarna’nın ana vatanı.Binalarının yapımında kullanılan tuğlaların ham maddesi kırmızı renkli bir toprak olduğu için ,tüm binalar farklı koyu kırmızı, bordo arası bir renkte,bu sebeple kızıl şehir de deniyormuş Bologna’ya.

IMG_4161

Çok küçük bir şehir,merkezde önemli noktalara çok rahat yürüye biliyorsunuz.Maggiore Meydanı önemli merkez noktalardan.Meydanın etrafında  çoğunlukla butik şarap mağazaları var.Bölge bölge ayrılmış şarapları tadabiliyorsunuz,satıcılar sizi şaraplar hakkında bilgilendiriyorlar.Bu mağazalardan Toskana vadisi’nin ünlü,kaliteli ve ödüllü şaraplarını oldukça uygun fiyatlara satın alabilirsiniz. Meydana çıkan  ara sokaklarda, trattoria denen küçük restoranlar ,kafeler,küçük publar var.Akşam yemeğimizi sevimli sıcak bir aile’nin işlettiği bir trattoriada yedik.Yemekler gerçekten çok lezzetliydi,şarap çok başarılıydı.

Fiyatlar, Venedik’e göre uygun, bizim bütçemize  göre idare eder seviyedeydi.Akşam yemeğinden sonra meydanda biraz daha oturup,Ertesi günün programına karar verdik.Bologna’da kalıp biraz dinlenmek ya da Floransa’ya gitmek arasında  kritik yaptık ve Floransa’ya gitmeye  karar verdik.Tren saatlerini araştırdık ve kişi başı bilet fiyatının  9 euro olduğu sabah 8:09 trenine yetişmeyi planladık.

IMG_9528

Bologna Floransa arası ,yaklaşık 2 saat. Biletlerimizi merkez istasyonunda,ekranlı bilet otomatlarından aldık.İngilizce dil seçeneği var ve kredi kartı geçerli.Biletler, ödemeyi yapınca basılarak  makinanın alt bölmesine düşüyor. O bölmeden  alıyorsunuz.Trene binmeden önce biletlerinizi, peronların yanındaki, bilet okutma cihazları ndan okutmanız gerekiyor. Eğer okutmazsanız ,trenin içindeki kontrolde,  biletleriniz geçersiz sayılıyor.Trene yetişme telaşıyla bu önemli detayı atlamayın.

Aktarma durağı ,biletlerin üzerinde yazıyor,o durakta inip terminal numarasını bulup diğer trene biniyorsunuz. Trene binmeden önce, biletler tekrar okutuluyor.Genellikle aktarma  yapacağınız trene geçebilmek için  15-20 dakika kadar vaktiniz oluyor.Biraz hızlı davranmak lazım.Diğer trene yetişebilmek için biz, sırtımızda çantalarımızla peronlar arasında koşmuştuk.

Floransa , önemli noktalarına yürüyerek ulaşabileceğiniz,küçük bir şehir.Rönesans’ın  ortaya çıktığı bu şehir,farklı mimari tarzıyla dikkat çekiyor.Yürüyerek başlayan keşif rotamızda,önce  Floransa’nın ilk büyük bazilikası S.Maria Novella ‘yı gezdik.Karşı sokağından girip ufak bir Pazarın içinden geçip Cappelle Medicee (Medici ailesinin kilisesi) ve 13. İla 17 y.y lar arasında Floransa’da yaşamış ünlü Medici ailesinin San Lorenza Basilikasını ziyaret ettik. Medici Ailesi ,bankacılık ve ticaret ile uğraşarak Floransa’nın en zengin ailesi olmuş. Bu zenginlikle,aile siyasete de atılmış. Sanata ve  sanatçılara çok önem verdiklerinden,kendileri adına eserler üretmeleri için büyük paralar ödeyerek, sanatçıları Floransa’ya çekmişler.

Medici ailesi,bu eserlerin Floransa’nın dışına çıkarılmasını yasakladığı için,Floransa günümüzde hala ziyaretçi akınına uğruyor.

IMG_4295

Floransa’nın en meşhur yapısı ,1296 – 1435 yılları arasında inşa edilen Cattedrale Di Santa Maria Del Fiore, – Duomo’nun (Çiçeklerin Azize Meryemi) olduğu Piazza San Giovanni meydanında.

Floransa ,mimari tarz olarak diğer İtalya şehirlerinden çok farklı,özellikle Duomo Katedrali, tamamen beyaz mermerden yapılmış.Bronz işlemeli ana kapının üzerindeki işçilik hayret verici. Duomo Katedrali girişi ücretsiz.İçeri girmek isteyen turistler,çok uzun bir  kuyruk oluşturmasına rağmen, sıra çok hızlı ilerliyor.En fazla yarım saat kadar bekledikten sonra içeriye girdik.Girişte ,detaylı polis aramasından geçiyorsunuz ,sırt çantalarınızın  içine kadar arıyorlar.

IMG_4227

Katedralin iç mimarisi de farklı,Gotik bir havası var.

IMG_4462

Da Vinci Makineleri Müzesi  , önünden geçerken dikkatimizi çekti ve içeri  girmeye karar verdik. Kişi başı giriş ücreti ,yetişkin 10 euro, çocuk  6 euro ‘ydu. Burası Ceylin’in çok ilgisini çekti,iyi ki girmişiz dedik.

Floransa, yeme içme işlerinde  bisteka bifteği ve Toskana vadisi  Chianti şaraplarıyla ünlü. Bölgenin  verimli arazilerinde yetişen hayvanların etleri gerçekten çok lezzetli,pişirme usulleri de devreye girince fark kaçınılmaz olmuş.Yemeden farkı anlayamazsınız, zaten şarapları da bölgeye has dünyaca ünlü şaraplar. Denemenizi tavsiye ederim.

Duomo Katedrali’nin olduğu meydana açılan, ara sokaklarda ve meydanın kenarlarında küçük restoranlar var.Öğle yemeğimizi de bu ara sokaklardan birirnde, rengarenk çiçeklerin içinde masaları olan  restoranda yedik.Biftek ve şarap için kişi başı ortalama 20 euro ödedik.

IMG_4887

Hard Rock Cafe Floransa’ya, alış veriş için uğradık.Dışarıdaki masalarında oturup bişeyler içtik. İçerisi çok kalabalıktı.

Sinyore Meydanı’na doğru, ünlü Davut Heykeli’ni ziyaret etmek için, yürüyerek devam etttik. Çok fazla harita kullanmadık,o yöne doğru akan turist gruplarını takip ettik.

IMG_4525

Michalangelo ‘nun en ünlü eserlerinden Davud (David); orjinali Özel bir müzede koruma altına alınmış ,orada sergileniyor.Sinyore Meydanı’nda sergilenen birebir kopyası.Burası kalabalık bir meydan, heryerde başka muhteşem heykeller var.

Palazzo Vecchio 15. y.y’a ait bir bina,Medici ailesinin ilk sarayıymış.Şuan ise hükümet binası olarak kullanılıyor. Palazzo Vecchio’nun 94 metre yükseklikteki kulesine çıkıp şehri kuş bakışı izleyebilirsiniz.Palazzo Vecchio’nun girişinde sağda Herkül heykeli yer alıyor. Davut heykelinin solunda,Ammanatinin eseri olan Fontana del Nettuno (Neptün havuzu) ve meydanın tam ortasında, Cosimos I’in at üzerindeki heykeli bulunuyor. Her bir heykel mitolojik olayları anlatıyor.

IMG_4505

 

Bologna’ya dönüşümüze geçmeden önceki durağımız ,Arno Nehri üzerindeki Ponte Vecchio Köprüsü’ydü.Köprü 1400 ‘lerden  günümüze olduğu gibi korunmuş.Üzerinde 1500 ‘lere kadar kasap dükkanları varmış,1532 ‘de Medici Ailesi kötü kokular nedeniyle kasapları buradan tahliye ederek ,yerlerine kuyumcuları yerleştirmiş.Hala kuyumcular var.

IMG_4715

Nehir kenarında ,seyyar satıcılar ünlü ressamların  resimlerinin ve fresklerinin, kopyalarını satıyorlar.

Ben daha önceki seyehatimde, Botiçelli’nin, Venüs’ün Doğuşu tablosu’nu satın almıştım.Bu sefer , Klimt’in, Öpücük tablosu’nu aldım.Pazarlık yapmayı unutmayın.Resimlerin tanesine 20 euro isteyen  satıcı 3 eura’ya kadar düştü.

Akşam saat 19 gibi Bologna ‘ya dönüşe geçtik.Biletleri  araştırırken  uygun fiyatlı  direk Bologna treni bulduk.Aktarma yapmaya  göre kişi başı 5 euro fark ediyordu ama saat te geç olunca, uğraşmayalım dedik.

IMG_4914

Geç akşam yemeğimizi ,aslında İtalyanların normalde yediği saatlerde,daha sonra da çok tercih ettiğimiz, ev yemekleri,değişik şaraplar,peynir ve pastırma tabakları sunan keyifli küçük bir restoran Tamburuni‘de yedik.Fiyatlar ,peynir tabakları 10-15 euro,makarnalar 8-10 euro , kadeh şarap 5 euro civarıydı.

IMG_5042

Ertesi günümüzü Bologna’da kalıp, biraz dinlenmeye  ve Bologna’yı gezmeye ayırdık.Anlattığım gibi,Bologna küçük ,sevimli yürüyerek bir çok noktasına ulaşabildiğiniz, ilk izlenimlerim doğrultusunda ,sanat,kültür,yemek ve öğrenci şehriydi.Kafeler ve mağazalar Maggiore meydanı’nın etrafında toplanmıştı.Ana caddenin etrafı sağlı sollu büyük sütunlu çatılı koridorlar şeklinde sanki bir sarayın ya da kalenin içi gibiydi,kaldırımlar tarihi şehrin  granit mermer taşları korunarak oluşturulmuş, ara sokaklar ,bazı kafeler ve mağazalar sanki müze gibi.

 

IMG_5844

Meydan’ın etrafı ortaçağdan kalma binalarla ,kale gibi çevrilmiş,kafelerde otururken sanki zaman yolculuğuyla ortaçağa gidiyor insan.

IMG_5790

Joan Miro sergisine denk gelince,Bologna’ya aşkım bir kat daha arttı.Sakin,huzurlu lezzetli,keyifli Bologna ‘da bir de Joan Miro eserlerinin renkleriyle canlanmak anlatılmaz yaşanır bir deneyimdi.Sergi’nin afişlerini sokakların duvarlarında ve kafelerde gördük.Sergilendiği müze de çok kolay bir noktada olunca ,yağmurlu bir öğleden sonrayı Miro sergisi, ve kahve eşliğinde geçirdik.Giriş ücreti; yetişkin 17euro,çocuk 10 euroydu.

IMG_5215

Ortaçağı yaşayan adeta bir film seti Bologna sokakları.

IMG_5456

İçimdeki Çocuğu Miro Sergisinde şımarttığım anlar,keyifler,mutluluklar.

Gezimizin  bir diğer heyecanla beklediğimiz durağı tabiki Pisa ‘ydı. Ben,  daha önce 2010 yılında İtalya turu yapmış,Pisa Kulesini ziyaret etmiştim, ama tekrar görmek için Cenk ve Ceylin kadar heyecanlıydım.Yine akşamdan ufak bir ön araştırmayla tren saatlerimizi belirledik.Pisa ‘ya ulaşmak için iki aktarma yapacaktık.Sabah erkenden İstasyona geldik,bilet otomatından biletlerimizi aldık,daha önce de hatırlattığım gibi trene binmeden önce belli noktalardaki okuyucularda biletlerimizi okuttuk.Tren kalabalıktı.Koltuk numaramız olmadığı halde ,dört kişilik koltuklarda yerimizi aldık. Keyifli yolculuğumuza başladık.Yaklaşık 1,5 saat sonra Floransa’da indik, Lucca ‘ya giden trenimize biletlerimizde yazan terminalden geçiş yaptık.Kısa bir yolculukla, Lucca ‘ya ulaştık.Lucca ‘dan  Pisa ‘ya giden tren için 1 saat lik bir beklememiz vardı.Bu beklemeye çok sevinerek, İstasyondan Lucca merkezine yürüdük, Cenk ve Ceylin merkezdeki   katedrali gezdi, ben o sırada hızlıca  bir kaç ara sokak  ve meydan dolaştım.IMG_5512

Cenk ve Ceylin ‘in hayran kaldıkları Katedral.

IMG_5550

Lucca da, gerçekten en az 1 gün ayırıp gezilmesi gereken,tarihi değerleri korunmuş çok şirin bir yerleşim.

IMG_5534

Lucca Sokakları, çok çok güzeldi.

Lucca’dan  Pisa ‘ya  tren yolculuğu, yarım saat kadar sürüyor.Aktarma olayları karışık gelebilir ama oldukça kolay ,biletlerin üzerinde treminal numaraları yazıyor ,oklar sizi terminallere yönlendiriyor.Harekete hazır kapıları açık olarak bekleyen tren de bineceğiniz tren oluyor,heyecana gerek yok.

IMG_5756

 

Pisa ‘da trenden şehir merkezinde iniyorsunuz.İnsanları takip ederek yolunuzu çok kolay bulabilirsiniz merkeze doğru bir akış var.  Arno nehri şehrin içinden geçiyor ve sağlı sollu eski bianalarla muhteşem resimler oluşturuyor.Yiyecek pazarları,hediyelik eşya dükkanları ,restoranlarla dolu bir çarşıdan geçerek Vaftizhane,Katedral ve Kulenin bulunduğu Mucizeler Meydanı’na 15 dakika kadar yürüdük,yemyeşil bakımlı çimlerin ortasında  Pisa Kulesi ve Vaftizhaneyi  gördük ve başladık fotoğraç çekmeye, yaratıcılığınıza göre değişik Pisa kulesi fotoğrafları çekebiliyorsunuz,özellikle japon turistlerle birlikte ben de baya fotoğraf çektim.

IMG_5575

Kule’ye çıkmak ücretli ve tek seferde küçük guruplar halinde çıkarıyorlar,çıkış saati alabilmek için de sıra bekliyorsunuz,saatiniz yaklaştığında içeri girebilmek için de sıra var. Bilet Vaftizhane’ye girmek için de geçerli.Bana  sıra beklemek çok cazip gelmediği için, Ceylin ve Cenk’ten ayrılıp ,meydanın dışındaki hediyelik eşya pazarını gezdim,diğer yerlere göre bu pazarda hediyelikler çok daha uygun fiyatlı,pazarlık yeteneğinize göre biraz daha uygun hale getirebilirsiniz.

Yeme içme işleri ,Pisa’da biraz turistik olmuş.Çok kalabalık olduğu için, meydana yakın restoranlar çok dolu ,zor yer bulunuyor.Fiyatlar çok uçmuş, lezzet ortalama.

Kule manzaralı bir pizzacıya oturduk, peperonni pizza ve margarita pizza söyledik,pizzaların hamurları kalın ve malzemeleri azdı.Şehir merkezinden buraya doğru yürürken , daha güzel pizzacılar ,trattoria tarzı yöresel yemekler  bulabileceğimiz restoranlar görmüştük,onları tercih edebilirdik.Açlığımıza yenik düştük.Neyse ki Pisa Kulesi manzarası yemeğimize eşlik ediyordu.

IMG_5682

Pizzaları çok beyenmeyince ,biraz ileride ,şarap ve peynir tabağı servis edilen bir restoran vardı orada oturalım dedik.

IMG_5753

Chianti şarabımızı çok keyif alarak yudumladık.

 

IMG_5719

İşte bizim 7 gece 8 günlük tatilimiz böyle dolu dolu,keyifli, lezzetli,sanat ve tarihle iç içe geçti.Darısı sizin başınıza….2018 ‘e sayılı günler kala dilerim  kendinize bol keyifli anılarla dolu seyehatler hediye edersiniz.

 

 

 

 

 

 

 

Yarıyıl tatilinde, Ceylin’le Paris

 

PARİS  je t’aime;

Paris ,her gittiğimde bana ayrı bir hikaye anlattı, bambaşka, büyülü bir masalın içinde yaşattı.

IMG_9813

Eyfel Kulesi, ışıklandırılınca bir başka güzel.

 

 

 

IMG_0146

Ceylin’le  ,yarıyıl tatili yurt dışı seyehatlerimiz ,artık geleneksel hale geldi.

Ocak ayı,  Avrupa’da yeniyıl tatili sonrasına geliyor.Turistik sezon da olmadığından uçak biletleri ve otel konaklama fiyatları çok uygun.Bir de Türkiye’ deki sömestr tatiline yakın bir tarihe, önceden  ayarlama yaparsanız, sizin de sanat,tarih,keşif , heyecan dolu unutulmaz Paris anılarınız ,birbirinden güzel fotoğraflarınız olabilir.Her şeyde olduğu gibi bu işler de yani gezme,görme işleri de biraz yoğunlaşma ve cesaret istiyor.Bence en önemlisi, odaklanmak.Hep söylediğim gibi, neye odaklanırsak hayatımıza onu çekiyoruz,çoğaltıyoruz,büyütüyoruz.Ben de gezmeye,görmeye,keşfetmeye,anı biriktirmeye odaklıyım.Hayatıma da tüm bunları kolaylıkla çekiyorum,çoğaltıyorum.

Ceylin’le Paris programı yapmadan önce Paris’e sadece bir kez ,2012 yılında paket tur alarak gitmiştim.Beneluks -Paris ,7 gece 8 gün bir turdu. Paris’te sadece 2 gün gezme imkanım olmuştu, tabi o zaman da metroyla kendim keşfetmiştim.

Büyük ama, kolay bir metro sistemi vardı.Bütün turistik noktalara metro ile çok kolay ulaşılabiliyordu.Eyfel Kulesi;  gündüz ayrı ihtişamlı ,gece ışıklandırmasıyla ayrı büyüleyiciydi,St. Michael Notre Dame Katedrali,Montmartre ,Ressamlar tepesi,Sacrecour Katedrali, Cahamps Elysees Caddesi,Marais bölgesi,tam günlük metro bileti alarak, çok rahat gezmiştim.Yeme içme işleri euro nun da etkisiyle biraz bütçe zorlayıcıydı, biraz fast food takviyesi yapmıştım.

Paris seyehatimiz için uçak biletlerimizi ,  2016 yılı ocak ayı sonlarında bir tarih için eylül ayı başında Pegasus hava yollarından satın aldım.Otelimiz Hotel Agora’yı da yine aynı zamanlarda , Booking.com sitesi üzerinden rezerve ettim.Fransa, Avrupa Birliği Ülkesi olduğu için ,Shengen vizesi alıyorsunuz ,ben vizelerimizi kendim aldım.Fransa, uzun süreli vize veriyor ve evrak konusunda çok sıkıntı çıkarmıyor, biraz fiyat farkıyla kişi başı 50 Euro kadar,aracı firmalar yardımıyla da vizenizi alabilirsiniz.Toplam maliyeti  kişi başı 80-120 Euro arası.

Otelimiz,Paris’in en merkezi noktalarından birinde, Les Halles Metro durağına çok az yürüme mesafesindeydi.

Paris’te de ,bir çok Avrupa şehrinde olduğu gibi ,şehir merkezindeki otellerin büyük çoğunluğu ,restore edilmiş tarihi binalar.Bizim otelimiz de böyle bir binaydı.Odada özel banyo olması  bile fiyatta baya fark yaratıyor, genellikle oteller ortak banyolu.Özel banyo benim için önemli , bu sebeple özel banyolu , kahvaltı vermeyen bir otel seçtim.Yeri çok güzeldi, temizdi,iyi ısınıyordu,sürekli sıcak su vardı ,memnun kaldık.Tavsiye ederim.

Uçağımız sabahın erken saatlerinde Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan hareket etti. Kar yağışı ve tipi olmasına rağmen tam saatinde kalktı.

Pegasus Havayolları ,bu konuda çok tutarlı.Keyfi iptalleri ya da rötarları olmuyor. Seyahatlerimde,uygun fiyatları ve  bu prensiplerinden dolayı genellikle Pegasus Havayolları ‘nı tercih ediyorum.Bu zamana kadar bir sıkıntı yaşamadım.

Öğle saatlerinde,  Paris Orly Havaalanı’na indik.Orly Hava alanı küçük ve kolay.

İki terminali var.Orly Sud ,ve Orly Ouest, Pegasus Havayolları Orly Sud ‘a iniyor.Pasaport kontrolünde yoğunluk yoktu.Hızlıca ,sıkıntısız geçtik.Metro ile bağlantılı daha uzak bölgelere giden RER tren hattı var. Orly Val  Treni ile RER  hattına gidebiliyor,oradan metroya aktarma yapabiliyorsunuz.

IMG_9430

Shuttle otobüslerin içinde,  otobüs duraklarını gösteren broşürler de bulabilirsiniz.

Bir de,  hava alanı çıkış kapısıın tam karşısında durakları olan  shuttle şeklinde otobüsler var.Taksiler de bu durakların yanında ,taksi ücretleri fazla olduğu için (ortalama 50 Euro).Bana shuttle otobüslerle merkezi bir noktaya gidip oradan metroyla otele gitmek daha pratik geldi. Kişi başı 7 Euro olan ücreti ,otobüsün içinde şoföre ödedik. Yarım saatte merkeze geldik, indiğimiz nokta, Concorde Meydanında,İnvalides metro durağının tam önüydü.Metro ile otele geçişimiz çok kolay oldu.Bu arada bir hatırlatma yapmak istiyorum.Metro durağındaki bilet gişesinde görevli yoktu.Bilet otomatı da sadece madeni parayla çalışıyordu.Bavullarımızla, duraktan tekrar caddeye çıkıp ,en yakın kafede, kahve içerek para bozdurduk. Bozuk paranız yoksa metroya inmeden hazırlayın.

IMG_7556

Otelimizin balkonundan manzaramız harikaydı.Karşı çaprazımız, Les Halles metro durağı ve alışveriş merkezi. Karşımız sıra sıra sevimli kafeler ,sabah kahvaltılarımızı kişi başı  ortalama 5-6 Euro ya o kafelerde yaptık.Kahve ve kruvasan en sevdiğimiz kahvaltı.

Otelimize çok rahat ulaştık, yerleştik ,aldık haritamızı elimize Hotel De Ville ‘ye doğru yürüdük ,Oradan Notre Dame Katedralini gezdik ,fotoğrafladık.Uygun fiyat ,lezzet ve orjinal Fransız lezzetleri bulabileceğimiz restoranların Quarter Latin bölgesinde olduğunu okumuştum.

IMG_9270

Notre Dame Katedrali’nden Montebello Köprüsü boyunca ,Lüksemburg Bahçelerine doğru yürümeye devam ettik.En ucuz hediyelik eşya dükkanları bu civarda ,hava oldukça soğuk olduğu için biz de bir dükkandan Paris’li berelerimizi aldık ve hemen kafamıza geçirdik.

Quarter Latin Bölgesi , turistlerle ve gençlerle dolu,hareketli cıvıl cıvıldı.Restoranlar giriş kapılarının yanına set menü fiyatları yazan tabelalar koymuşlar.Salata ,ana yemek,tatlıdan oluşan menü ortalama 15 Euro.

IMG_0174

Notre Dame Katedrali ,gece ayrı güzel.

IMG_8084

Ve restoranların tabelalarında görünce ,denemeye karar verdiğimiz salyangoz.

Ceylin’in,  salyangozla sınavı çok çetin geçti.Kendini  çok zorladı, ama deneyemedi.Verdiğim 10 Euro nun da motivasyonuyla  ben denedim,iki ya da üç tanesini yemeye çalıştım.Ama devam edemedim,toprak kokusu ve tadı aldım.O kadar da soslamışlar, özel  kaşıkları ,bıçakları da  var ,ama damağımıza uymadı damağımıza uymadı birkere.Cafe de Paris soslu biftek ve fırın patates candır dedik.

 

IMG_8089

Pastalardan birkaç çeşit denedik ,çok lezzetliydiler.

Ertesi gün ,sabah erkenden otelimizden on onbeş dakika yürüme mesafesindeki , Louvre  Müzesine gittik, ben daha önce gitmiştim ama çok vaktim olmadığı için hızlıca D kanadına gidip Mona Lisa  tablosunu bulmuş ,Japon turist izdihamından dolayı da çok ta fazla göremeiştim. Kış  sezonu olduğundan ,biraz da erken saatte ,saat 8 gibi gidince girişte sıra beklemedik, içerisi de neredeyse bomboştu.

IMG_8938

Mona Lisa ‘nın sergilendiği salonda sadece Ceylin ve ben.

Neredeyse tam bir günümüzü Louvre Müzesi’ne ayırdık,ve yine de çok az kısmını gezebildik, belki bir haftada anca gezilir,çok büyük ,çok detaylı muhteşem bir müze.

Akşam üzeri metroyla , Louvre durağından binip,Concorde durağından, İnvalides durağında inmek için aktarma yaptık.Champ De Mars durağına ,Eyfel Kulesine gittik, Eyfel ,ışıklandırılmış,nefes kesiciydi ,Ceylin’le bir süre uzaktan izledik.

IMG_8098

Büyüleyici Eyfel…

7 gece 8 günlük gezimizin diğer günlerinde 1 tam günümüzü , Disneyland’a ayırdık.Biletlerimizi çok önceden internetten almıştık,  kişi başı 15-20 Euro arası daha az ödedik.Otelimizin hemen karşısındaki merkez  metro istasyonundaki gişeden Disneyland’a gitmek istediğimizi söyleyerek gidiş dönüş biletlerimizi aldık.

RER-A  hattından Marne-La -Valle Chessy yönüne giden trene binerek 35 dakikalık bir yolculukla Disneyland’a ulaştık.

IMG_8196

Park girişinde ,yoğun güvenlik önlemleri var. Bütün eşyalarınızı hava alanı kontrolü gibi kontrol noktasından geçiriyorsunuz,sonra tam girişte polisler cihazlarla üzerinizi tarıyor. Bilet kontrolünden sonra parka girebiliyorsunuz.Biletinizi internetten aldıysanız hafta içi ya da hafta sonu farklı fiyatlar,ona dikkat ederek gelin ve mutlaka biletinizin barkotlu çıktısı yanınızda olsun.

IMG_8246

Disneyland iki ana parktan oluşuyor,1.si Park Disneyland,2.si Disney Stüdyoları.Parkın daha yeni açıldığı saatler ve kış dönemi olduğu halde park çılgınca kalabalıktı.Üstelik te hafta içi bir gündü.Bütün oyuncakların önünde kuyruklar metrelerce uzuyordu,Ceylin’in en çok binmek istediklerini seçip onların sıralarını bekledik,İndiana Jones rollingcoster’a Ceylin ‘in ısrarıyla ben de bindim, çok fazla korktum ,çok yüksek hızla  başaşağı gittiğimiz oldu, inince bir süre kendime gelemedim,sıra da olmadığı için Ceylin en az 5 kez binmiştir.Hareketli çizgi film karekterlernin şarkılar söylediği, tünellerin içinde dolaştığımız başka bölümler çok keyifliydi,ayrı bir dünyaydı sanki.

IMG_8528

IMG_8409

Disneyland,herkesin özellikle de çocukların kendi masallarında yaşayacağı hayal gibi,rüya gibi bir yer, deneyimlenmesini tavsiye ederim, sadece yeme içme işleri biraz fena ,fast food harici yiyecek birşey yok ve çok çok pahalı….

Montmartre ,Sacre Coure Bazilikasına gitmek için Port Dauphine ,haritada  koyu mavi renkle gösterilen hatta bindik ve Anvers durağında indik.Caddeden karşıya geçip yokuş boyunca tırmandık ,bu yamaç sokak boylu boyunca hediyelik dükkanlarıyla dolu,buradaki fiyatlarda merkeze göre daha ucuz.Tepeye ulaştığınızda Bazilika ‘nın merdivenleri başlıyor ,en alt basamaklarda en güzel fotoğraf karesini yakalaya bilirsiniz.

IMG_9521

Gece ışıklanmış halini görmek için başka bir akşam,tekrar geldik,gecesi de ayrı güzeldi.

Bazilika’nın arka tarafında kalan bölge ara sokaklardan çıkınca ,ressamlar tepesi, sokak ressamları ,kafeler ,güzel keyifli bir yer.

IMG_9627

IMG_0111

Otelimizin hemen yanındaki cadde ve ara sokaklarda keşifteyiz.

Hard Rock Cafe, bizim olmazsa olmazlarımızdan .Haliyle Hard Rock Cafe Paris ‘te gezi programımızın uğrak noktalarından birisiydi.

IMG_9212

Hard Rock Cafe ‘ye bir akşam üzeri Montmartre dönüşümüzde uğradık, Metroyla çok çok kolay ulaşabilirsiniz.Grand Boulevards  durağında inip, La Fayette yönüne doğru  biraz yürüyünce cadde üzerinde sağınızda ,Hard Rock Cafe ‘yi görüceksiniz.Biraz küçük,barı ve restoran kısmı kalabalık ve rezervasyon gerekiyor.Ürün satış bölümü ferah.Biz de restoranda yer bulamayınca ,bar kısmında oturup bişeyler içtik ,fiyatlar ortalama.

IMG_9432

Hard Rock Cafe,  Grands Boulevards metro durağında inip,cadde boyunca Lafayette ‘ye doğru biraz yürüyünce hemen sağınızda kalıyor.

Anne Kız , ocak ayı Paris tatilimiz gerçekten ,çok keyifli geçti.Hava soğuktu ama soğuk hava nedeniyle hiç bir planımızdan vaz geçmedik, Eyfel kulesi’ne çıkışımızda hiç sıra beklemedik, soğuk havayı hissetmedik. Kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirdik, müze girişlerinde kalabalık yoktu ,sıra beklemedik.Özetle kış dönemi Paris hem aşırı kalabalık değil hem de uçak bileti ve otel konaklama maliyetleri daha uygun.Biz çok eylendik darısı sizlerin başına….

 

 

Dubai Gezi Notlarım

14292262_10157401996855621_1306063144483808851_n

Şubat 2014

Dubai’ ye, ilk seyahatimi 2014 yılının Şubat ayında en sevdiğim kız arkadaşlarımla gerçekleştirdim.

Doğruyu söylemek gerekirse, o zamanlar  Dubai’ ye karşı  biraz ön yargılarım vardı.  Ne de olsa Türk kültürüne çok uzak olan bir kültürdü. Doksanlardan sonra gelişmiş, yapay bir şehirdi. Dini kurallarla yönetiliyordu. Alkolle ilgili kısıtlamalar vardı .Birleşik Arap Emirlikleri T.C Vatandaşlarından yeşil pasaportlular hariç, vize istiyor. 120 € gibi bir ücretle, çok fazla evrak hazırlamadan sadece pasaportunuzun fotoğraflı ilk sayfasının fotokopisi ile vize alabiliyorsunuz. Eğer tercih ederseniz aracı şirketler kısa sürede vize almanızı sağlıyor. Vize, bir dosya olarak mail adresinize geliyor, mutlaka yazıcıdan çıktısını alıp yanınızda taşımalısınız, ülkeye girişte ve çıkışta kontrol ediliyor. Dubai’ ye girişte farklı olarak bir de retina taraması var. Pasaport kontrolü sırasından önce, retina taraması sırasına geçiyorsunuz. Görevliler yönlendiriyor zaten karmaşık bir işlem değil. Sıraya geçip bir kameradan bakıyorsunuz, bir kaç saniye sürüyor, sonra pasaport kontrolüne geçiyorsunuz.

Ön yargılarıma rağmen, Dubai ile ilk görüşte aşk yaşadım. Beni büyüledi. Hava alanından dışarı çıktığımda kendimi Alice Harikalar Diyarında gibi hissettim. Hava muhteşemdi. İstanbul’daki kardan kıştan, bahar sonu yaz başı muhteşem bir mevsime gelmiştik, gökdelenler, devasa caddeler, büyüleyiciydi.

Burj Al Arab, Palm jumeriah, Dubai Mall , dünya’ nın  en yüksek binası Burj Khalifa hepsi birbirinden etkileyiciydi. Gerçekten dünyanın enlerinin  şehriydi. Ciddi bir turist yoğunluğu vardı. Turizm gelirinin petrol gelirlerinden çok çok daha  fazla olduğunu öğrendiğimizde, çok şaşırmıştık. Dubai’ de  Yerel halka Emirates deniyor. Emirates’ler çalışmıyor, bir ya da birden fazla eşleriyle devasa alışveriş merkezlerinde, lüks markalardan alış veriş yapıyorlar ve yüzleri sürekli gülüyor, erkekler ve kadınlar kendi dünyalarında yaşıyorlar, turistler her konuda çok özgür.

Dubai para birimi Dirhem , 1 TL ben ilk kez gittiğimde yani yaklaşık 3 yıl önce 2,5 Dirhem’ di , bu baya rahatlık ve bolluk sağlıyordu. Şimdilerde 1 TL 1,25 Dirhem gibi, bu sebeple TL ile alış gücü yaklaşık aynı. Çoğu yerde Dolar da geçerli ama Dirhem’ e çevirmek sanki daha avantajlı. Havalananından çıkmadan sıra sıra bir sürü döviz gişesi var paranızı çevire bilirsiniz.

IMG_9154
Dubai Haritası

Çok planlı inşa edilmiş ve inşaatı hala süren bir şehir Dubai.

“Dubai Metro” olarak adlandırılan fakat genelde havadan giden raylı bir sistem şehir içi ulaşımda çok kullanışlı. “Creek” bölgesinde iki hatta ayrılan tek bir ana hat üzerinde duraklar bulunmaktadır. Tüm duraklarda ve metro içi yürüme yollarında klima mevcut. Bazı duraklarda metro durak noktaları otellere ve alışveriş merkezlerine uzak mesafede kalabiliyor. Hava çok sıcak olduğu için metro duraklarından sonra kısa mesafe taksi kullanmak gerekebiliyor.

Çalışan kesimin  çoğunluğu Nepal, Endonezya, Hindistan ‘dan gelen göçmenlerden oluşmaktadır. Taksi ulaşım için çok rahat, pratik ve ucuz güvenli çünkü Dubai dünyanın en güvenli şehirlerinden birisidir. Taksi şoförleri , otel görevlileri çok kibar ve yardımcı oluyorlar. Ayrıca herkes anlaşabilecek düzeyde İngilizce biliyor. Şeyh ‘e çok büyük bir sevgi ve saygı duyuluyor. Sanırım Şeyh, turist olarak gelmiş ziyaretçilere davranışlarla ilgili yaptırımlar uygulamakta.  Bu nedenle bazen yerlere kapanıp saygı gösterisinde bulunan taksi şoförleri bile oldu.

1958362_10153873356725621_167324535_n
Medinah Jumeriah

“Medinat Jumeriah”, Dubai’ nin  en sevdiğim noktalarından biri. Alışveriş merkezi ve otel olduğu için alkol ün serbest olduğu lüks restoranlar var, Tahmin edeceğiniz gibi fiyatlar çok yüksek yemekler porsiyon başına 60-100 Dirhem ve 33cc’ lik bira 50-60 Dirhem olarak servis ediliyor. Ama orada oturup manzaranın tadını çıkarmak ayrı bir keyif. Arkadaşlarımla genellikle Dubai Mall’ ın yemek katında fast food yemeği tercih ettik. Yöresel mutfakların fast food noktaları vardı uygun fiyata lezzetli yemeklerdi.

1891243_10153873384380621_916787278_n
Kızlarla Çölde

Çöl safari turumuzu “Dubai Mall” giriş katındaki desklerden, biraz da pazarlık yaparak kendimiz ayarlamıştık, çöl inanılmaz güzeldi.

1621799_10153873360215621_674776172_n
Burj Kalifa

Işıl Işıl Burj Khalifa, bazı katlarına turistik turlar var. Kule çıkışının Dubai Mall’ ın içerisinde olduğunu son gün çözdüğümüz için bu seyahatimde çıkamamıştım Burj Khalifa’ya …

Eylül 2014

Ben Dubai ‘yi gerçekten çok sevmiştim, ve döner dönmez kızımla ve eşimle birlikte gitmek için araştırmalara başladım, bu rüya şehri birlikte deneyimlemeyi çok istiyordum.

Evrensel çekim yasası gereği, neye odaklanırsak hayatımıza onu çektiğimizi, onu çoğalttığımızı düşünüyorum ve inanıyorum. Her zaman da mucize sonuçlar alıyorum. Yoğun bir arama tarama çalışmasından sonra, uygun fiyatlı  3 gece 4 günlük bir paket tur buldum. Kişi başı ücret vize hariç 500 Euro’ydu. Otelimiz Dubai’ye yakın Ajman Emirliği’nde gözüküyordu. Fiyatta kişi başı 100 ‘er Euro kadar fark ettiği için, bu otel seçeneğini tercih ettim ki etmeseymişim daha iyiymiş. Daha önceden tecrübeli olduğum için gezi planım hazırdı, kızımla daha rahat daha dolu bir program yaptım.

Dubai kısa süreli turist vizesi veriyor, o yüzden ben de tekrar vize aldım, tur şirketimiz vizelerimizi hızlıca, sıkıntısız aldı. Daha önce de anlattığım gibi, Dubai vizesi barkotlu bir Word dosyası halinde mailinize  geliyor, siz yazıcıdan çıktı alıp yanınızda taşıyorsunuz. Pasaport kontrolünde bu çıktı incelenerek pasaportunuza vize basılıyor. Girişte ve çıkışta yanınızda olmalı , çıkarken de kontrol edilip işlem yapılıyor.

Uçağımız Sabiha Gökçen Havaalanın’dan  gece 23:30 ‘da hareket etti, sıkıntısız keyifli bir uçuştu.

Fly Dubai, çok modern bir hava yolu şirketi, uçakta ücretli alkollü içki servisi ve yemek servisi var. Bir önceki Dubai ziyaretimde Air Arabia ile seyehat ettiğimden Fly Dubai’nin içecek ve yemek servisinden ve hostes ilgilisinden çok memnun kaldım.   Sabah saatlerinde Dubai International Havaalanına indik, retina taramasından ve pasaport kontrolünde çok beklemedik düzenliydi ve hızlı ilerliyordu. Dubai’ ye has ilk başta ağır gelen ama sonra egzotik bir hava alan farklı parfüm kokuları özellikle Emirate’s vatandaşlarından etrafa yayılıyordu. Dubai’ de benim ilk seyahatimde de dikkatimi çeken çok bakımlı Emirate’s  kadınlar ve erkekler yerel kıyafetleri, taşıdıkları ultra süper lüks marka çantalar ve gözlüklerle tekrar bir süre ilgi odağım oldular.

Sadece otellerde alkollü içki satışının olduğunu tecrübe etmiş olduğumdan free shoptan gerekli alışverişimi yaptım, Dubai ‘ye 45 dk-1saat uzaklıkta olan Ajman Emirliği’nde Şeyh kurallar konusunda daha kurallar varmış, otellerde de alkollü içki satışı ve servisi yokmuş, freeshop’tan alışveriş yapmam doğru bir karar olmuş.

Otele transferimiz esnasında panaromik şehir turu yapıldı ,Marina ‘da kahvaltı ve kahve keyifliydi.

1362
Kızımla Marinada 

Dubai Marina’dan Ceylin ‘de çok etkilendi.

Ajman Emirliği’ndeki otelimiz Ramada Suits, Dubai’ye uzak olması dışında gerçekten çok güzeldi, kendi plajı vardı, kapalı yüzme havuzu, SPA merkezi ve Bali masajı hizmetleriyle tam bir tatil oteliydi.

Otelden belli saatlerde Dubai’ ye ücretsiz servis vardı, servis saatleri çizelgemizi yanımıza alarak Ceylin ile şehrin keşfine başladık .

Servis metro durak noktalarına kadar götürüyordu, sıkıntı yaşamadık, metroyla yolumuza devam ettik .

Dubai,  denizin içeri girdiği  bir boğazla iki yakaya  ayrılıyor, bu boğaza “Creek” deniyor, Creek bölgesinin sağında kalan taraf Eski Dubai, “Deira” bölgesi, burası biraz daha düşük gelirli insanların, emekçi kesimin yaşadığı bölge, eski çarşı, altın çarşısı, baharat çarşısı, parfüm çarşısı, ucuz elektronik bulabileceğiniz Tahtakale benzeri dükkanların olduğu çarşı bu tarafta, elektronik eşya, gerçekten buradaki küçük dükkanlarda ,sıkı bir pazarlıkla ciddi ucuz fiyata alınabilir, ama orjinal olduğu konusunda emin değilim . Bir de bu bölgede yanınıza yaklaşıp uygun fiyata orjinal marka çanta ve gözlük sattıklarını söyleyen insanlar oluyor, itibar etmeyin  boşuna para harcarsınız hepsi Çin malı sahte ürünler, benden söylemesi. Diğer yaka yani Yeni Dubai kısmının adı “Bur Dubai”, otel seçerken biraz daha pahalı olsa da bu taraftan seçmeye dikkat edin, bu iki yaka birbirine kara yoluyla da bağlanmış taksiyle istediğiniz noktaya hızlıca ulaşabiliyorsunuz, zaten özellikle gündüz saatlerinde trafik yoğunluğu hiç yok, çok rahat.

Ama bu iki yaka arasındaki en keyifli ulaşım araçları , abra denilen saldan hallice tekneler, dok denilen isklelerden sürekli hareket halindeler , ücreti çok çok ucuz, biraz sıkışık ve farklı bir seyehat ama çok otantik , zaten 15 dk.sürüyor.

Dubai Metrosu; önemli cazibe noktalarına göre durakları ayarlanmış, yer üzerinde havaya döşenmiş ray sisteminde gidip gelen tek hatlı modern bir tren, kadınlar için pembe bölüm var, kadınlar isterse karma bölüme binebiliyor ama pembe bölüme erkeklerin geçmesi yasak. Bir de gold class vagon var orası da lüks ve pahalı bölüm,  ben hep ekonomi bilet aldım gold class hakkında fikrim yok. Metro hattı Creek bölgesinde ikiye ayrılıyor, karşı tarafa aktarma yaparak geçilebiliyor. Metro hattının bir çok noktası turistik noktalara yürüme mesafesi için çok uzak kalıyor, metro duraklarında kısa mesafe taksiye binmek  büyük kolaylık.

İlk günümüzde Ceylin ‘le Jumeriah plajına gittik, akşam üzeri, güneş batarken Burj Al Arab manzarasıyla ılık denizin ve kadife kumların tadını çıkardık.

1415
Kum ve Deniz

Havlu taşımaya gerek yoktu, hava çok sıcaktı hemen kuruduk, gezmeye tam gaz devam ettik.

1396

Akşam saat 20:00 dan sonra her saat başı Dubai Mall’ un önündeki devasa havuzlarda müzikli su gösterileri oluyor, çölün ortasında, çok değerli olan ve zor bulunan suyla böylesine etkileyici, böylesine muhteşem gösteriler yapılmasından daha önce çok etkilenmiştim. Ceylin’le de izledik o da çok etkilendi, ikimiz de soluksuz izledik.

1896
Su Gösterileri Harikaydı

Diğer günlerde, bir tam günümüzü Deira, Eski Dubai bölgesine ayırdık. Eski Dubai Bastakia bölgesi, eski bedevi çöl yaşam tarzını sergileyecek şekilde korunmuş, müze gibi gezilebiliyor, keyifliydi.  Abra teknelerle karşıya geçtik, baharat çarşısından yöresel kıyafet ve çeşitli hediyelik eşyalar aldık, bu bölgedeki çarşılarda pazarlık şart, bir satıcının tanesine 100 Dirhem  fiyat verdiği üzeri deve işli kırlenti tanesini 10 Dirhem’ e almıştım. Zaten satıcıların ellerinde hesap makinası var, söyledikleri fiyatı hesap makinasına yazıyorlar, siz istediğiniz fiyatı yazıyorsunuz, o tekrar fiyat veriyor, vazgeçtim almıyorum deyip devam ederseniz arkanızdan yetişip sizi ikna etmeye çalışıyorlar. Israrcı olursanız ilk söylediğiniz komik fiyata alabilirsiniz ürünü. Yine bir benden söylemesi …

2220
Yöresel Kıyafet

Ceylin ,ciddi pazarlıklarla aldığımız yöresel kıyafeti  giydi.

2102

Hediyeliklerimi taşımakta zorlanınca valiz almıştım , oh çeke çeke çok rahat taşıdım.

Parfüm çarşısında yöresel parfümler ve dünyaca ünlü markaların parfüm özleri satılıyor, çok küçük şişelere dolduruyorlar, kalıcılıkları orijinal parfümler ayarında, fiyatlar uygun, hediye alınabilir.

Yarım  günümüzü Dubai Mall içindeki akvaryuma ayırdık. Ceylin zaten gelmeden araştırmış ,akvaryumu  ve Burj Khalifa’ ya çıkmayı çok istiyordu. Burj Khalifa çıkış biletlerimizi 1 ay önceden internet üzerinden daha uygun fiyata satın aldık , sonra çok kolaylık oldu tavsiye ederim.

1516
Akvaryum

Akvaryumda çok çeşitli ve devasa balıklar vardı. Ceylin’in görmek istediği kadar varmış.

Burj Khalifa’ya çıkış noktası At the Top Of yönlendirmeleriyle Dubai Mall’ın en alt katında, randevu sistemiyle çalışıyor, biletinizi belli saatlere alıyorsunuz, saatinize 20 dk. kala çıkış noktasında olup çıkışa doğru kontrolden ve kapılardan geçmeye başlıyorsunuz, biz 80. kata bilet almıştık. Çok beklemeden sıramız geldi, kapılardan geçerek bir görevli eşliğinde asansöre bindirildik, asansör o kadar hızlı ki, 1-1,5 dakikada çıktık 80. kata ve hiç hareket hissetmedik, çok farklı anlatılmaz bir duyguydu.

1823
At The Top Of 

At The Top Of… nefes kesici…

Medinat Jumeriah, yapay kanallarla çevrilmiş, eski bedevi yaşam tarzındaki evler şeklinde inşa edilmiş, bir kısmı otel, bir kısmı alışveriş merkezi bir kısmı da lüks restoranlardan oluşan bir kompleks, Burj Al Arab en güzel buradan fotoğraflanıyor. Kanal boyunca restoranların dış mekan masaları yerleştirilmiş, sıcak dönemde gece bile dışarı çıkılamıyor, gece sıcaklıkları da çok yüksek, Eylül dönemi bir miktar soğuk yaz başladığı için biz kanallarda tekne turu yapabildik, tekne turu biraz pahalıydı (yaklaşık 60 Dirhem), olmasa da olur bir aktivite, kızım çok istediği için bindik yoksa ben düşünmüyordum.

1764
Medinah Jumeriah Tekne Gezisi
1875
Burj Kalifa 

Bizim anne kız seyahatimiz böyle dolu dolu ve çok keyifli geçti. Çöl safari ye gidemedik sadece hem vaktimiz çok yetmedi hem de eşimle tekrar gelmek istiyorduk. Ceylin’ de babasıyla birlikte geldiğimizde hep birlikte gitmeye ikna oldu, bu arada Mall of Emirates ‘ te alış veriş merkezi içinde yapay olarak oluşturulmuş gerçek bir kayak merkezi var. Merkezin içinde kayak yapmaya müsait suni kar bulunmakta, sadece kayak kıyafetleriyle girilebiliyor, karlı çam ağaçları, telesiyejler her şey var, biz girmedik dışarıdan izledik, insan inanamıyor, görmeniz lazım.

Wild Wadi, su parkı dünyanın sayılı su parklarından zaman ve ayırıp deneyimlemek güzel olurdu,  bir günümüzü alacağından biz zaman ayıramadık. Giriş kişi başı 250 Dirhem. Size fiyatı yüksek gelebilir ama bu büyüklükteki kompleks için değer.

Ayrıca Dubai Hard Rock Cafe yeni açılmış ,ben ilk geldiğimde gitmiştim, çok çok büyük kocaman bir bina alt katı restoran ve canlı performans sahnesi üst katlar kendi ürünlerinin satışı için, farklı ve devasa bir Hard Rock’tı, Alkol servisi var.

2016 Eylül

Gelelim geçen sene Eylül ayında, Kurban Bayramı tatilinde ayarladığımız, ailecek Dubai tatilimize. 2016 yılı, Mart ayı gibi , eşimle ucuz bilet bakmaya başladık. Eylül ayındaki Kurban Bayramı tatili de 9 gün gibi gözüküyordu, yaklaşık 6-7 ay öncesinden Kurban Bayramı tatili tarihlerine yani Eylül ayı ortalarına Fly Dubai’ den biletlerimizi aldık. Booking.com sitesinden Jumeriah Bölgesindeki Holiday Inn Jumeriah Oteline, 6 gece rezervasyon yaptık, erken tarihte uçak bileti almak ve otel rezervasyonu  yapmak fiyatlarda ciddi miktarda avantaj sağlıyor. Bu sürede Eylül’e kadar başka seyahatlerimiz oldu,  bahar geçti, yaz geçti, tatillere gidildi, denizlere girildi.

Vize işlemlerimize aracı bir firma yardımıyla ,uçuş tarihimize 1 ay kala başladım , uçak biletlerimizi, pasaport fotokopilerimizi, otel rezervasyonumuzu firma yetkilisine gönderdim,  iki üç gün içinde vizelerimiz mail adresime gönderildi.

Veee sabırsızlıkla beklediğimiz Dubai tatil tarihimiz geldi. Uçuşumuz Sabiha Gökçen Hava Limanı’ndan gece saat 23:00 de gerçekleşti. Yaklaşık 5 saat süren bir uçuştan sonra sabaha karşı daha hava yeni aydınlanırken Dubai ‘ye indik,  pasaport kontrolleri kısa sürdü, bavullarımızı da sorunsuzca alıp hava limanından ayrıldık. Taksiyle önce otelimize gittik, rezervasyonumuz  kontrol edildi, sorun yoktu, otel personeli çok kibar ve ilgiliydi. Giriş saatimiz öğleden sonra olduğundan dolayı  bavullarımızı otele bırakıp  taksiyle Marina ‘ya gittik. Sabahın çok erken saatlerinde Marina ‘da açık  yerler olduğunu okumuştum, bu saatte bile  hava gerçekten  çok sıcaktı. Restoran ve kafelerin  dışarı kısımlarında hiç hareket yoktu. Biz de kapalı alışveriş merkezi gibi olan Marina ‘nın kapalı kısmına girdik. Burada Starbucks ‘ın olduğunu görünce hemen kahve kruvasan bomba bir kahvaltı ile enerjimizi geri kazandık. Otel giriş saatine kadar Marina’da biraz dolaştık, dinlendik.

14225625_10157381656180621_1825092703035307751_n
Dubai Marina ‘da sabah

 

14264859_10157382042720621_8252682263284222884_n
Daha kahvemizi içmemişiz yorgunuz

.

Bu tatilimizde zamanla ilgili rahat olduğumuz ve aynı zamanda ben aşağı yukarı bir must do (mutlaka yap) listesi hazırlamış olduğum için daha keyfe keder gezdik. En çok Dubai Mall ‘da vakit geçirdik, su gösterilerini neredeyse her akşam geç saatlere kadar izledik. Gittiğimiz her yerden dönüşte su gösterilerini izlemek için Dubai Mall’a uğradık.

14329952_10157395648020621_823898890614662676_n
Dubai Mall

Dubai Mall  içindeki devasa şelale ve atlayan insan heykelleri, hem ferahlatıcı hem de çok güzel görsel etkiye sahip.

Eşim profesyonel fotoğraf makinası almak istiyordu, biraz ona odaklı büyük Mall ları gezdik , fiyatlar ortalama aynı ,Türkiye’den üçte bir oranında ucuzdu.En uygun fiyatı Deira City Center Mall ‘da bulduk. Yanında bir sürü hediyeyle birlikte Nikon’un kendi mağazasından satın aldık. Bastakia bölgesindeki müzeleri ve eski mahalleleri gezip Abra tekneler le bir kaç kez Deira tarafına geçtik. Parfüm çarşısı,Altın çarşısı, Baharat çarşısı eşimin de çok ilgisini çekti.

14358699_10157386681225621_1949658416214400567_n
Abra ile karşıya geçme keyfi

 

14322249_10157386681345621_7021680870428320878_n
Abra Turu
14364872_10157400258635621_5542052974943602663_n
Bastakia ,Textile Souk’tan aldığım Sari

Metro hattının son duraklarına yakın İbn Battuta Mall, farklı medeniyetlere atfedilerek tasarlanmış, Mısır Piramitleri kısmı, Dinazor fosilleri kısmı, bölüm bölüm bir çok kısmı var. Çok büyük bir alışveriş merkezi, ara ara açık hava bölümleri var. Oldukça keyifli görülmesi gereken yerlerden biri. Dubai Marina ‘ya çok yakın metro ile buraya gidip çıkışta taksiyle Marina’ya geçilebilir, geceleri Marina harika, gökdelenler ışık ışık  çok farklı ve  edinilmesi gereken bir tecrübe.

Medinat Jumeriah’ı eşim de çok sevdi,  iki akşam Medinat Jumeriah’ta yemek yedik. Alkollü içki servisinin olması da bizi cezbeden noktalardandı, iki sefer de İtalyan restoranında pizza, makarna ve salata tarzı ürünleri tercih ettik. Tahmin edebileceğiniz gibi bu bölgedeki restoranlarda fiyatlar yüksek. Bu nedenle  diğer günler alışveriş merkezlerinin içindeki restoranlarda ve  yemek katlarında yemeği tercih ettik.  Dubai Mall’ın içinde ünlü New York Hamburgercisi  Shake Shack vardı ve çoğunluk orada yedik fiyatları fast food kısmına göre yüksekti ama lezzet ve sunum şahaneydi. Çok ta popüler bir restorandı turistlerden çok Emirate’s vatandaşlar vardı. Alkollü içecek servisi yok bu arada.

14292262_10157401996855621_1306063144483808851_n
Burj Al Arab

Wild Wadi Su Parkı programını erteledik yerine Hard Rock Cafe ‘ye gitmeyi tercih ettik, Hard Rock Cafe Dubai Festival City Alışveriş ve Etkinlik kompleksi’nde, kısmen yakınında, Emirates ve Creek  metro durakları var, bunlardan bir tanesinde inip, taksiyle Hard Rock Cafe ‘ye ulaşabilirsiniz. Klasik menüleri her zamanki gibi çok başarılı fiyatlar normal, alkollü içecek servisi var. Çok sık akşam  kendine ait özel sahnesinde canlı performanslar olmakta. Bir akşam yemeğimizi burada yedik, canlı müzik harikaydı. Ceylin çok sevdi.

14333728_10157388227300621_4062385037121430715_n
Hard Rock Cafe ‘de keyifliyiz

 

Çöl Safari Turumuzu, Dubai Mall Ana girişindeki (Taksi  durağının olduğu giriş) desklerden, biraz da pazarlık yaparak (pazarlık yapmayı sakın unutmayın) satın aldık. Akşam üzeri saat 15:30 gibi telefonla arandık, otelimizin kapısından 4×4 lüks bir arazi aracıyla çöle doğru yola koyulduk. Benim ikinci çöl safari deneyimim olmasına rağmen ben de en az Cenk ve Ceylin kadar heyecanlıydım. Çöle ulaşana kadar yaklaşık bir saat yolculuk yaptık, yaklaşırken, dinlenme tesisi benzeri küçük bir yerde ihtiyaç molası verildi, eşarplar ve hediyelik eşyalar satılıyordu. Yöresel puşi benzeri eşarplar burada çöle göre  daha uygun fiyatlı ben burdan alıp, orjinal şekliyle başıma bağlatmıştım, fotoğraflarda hoş oluyor.

Çöle girişte araçların lastik havaları indiriliyor belli noktalardan Safari’ye başlanıyor. kum tepelerinden uçarak, kayarak, yer yer araçla takla attığınızı sanarak yaklaşık yarım saat kırk dakika inanılmaz heyecanlar yaşıyorsunuz. Sizin çığlıklarınıza ve tepkilerinize göre yapılan atraksiyonlar değişiyor bence, benim daha önce katıldığım daha sakin geçmişti, bu sefer çok fazla korku heyecan karışık duygular yaşadım, Ceylin ve Cenk ‘te çok eylendiler. Safari macerasında transfer, akşam yemeği, bedevi çadırında gösteriler ve tekrar otele geri transfer ödediğiniz ücrete dahil. Sadece yırtıcı kuşla fotoğraf çektirmek, deve ile dolaşmak gibi ilave aksiyonlar ekstra ücretli.

14317401_10157397558210621_3449772527129538045_n
Çölde Safari

Çöl safari,deneyimlenmesi gerek ,anlatılmaz yaşanır.

14359086_10157397558510621_8985677540836132700_n
Deve Turu

Ceylin daha önce Burj Khalifa ‘ya çıktığı halde babasıyla tekrar çıkmak istedi.

14369933_10157405462330621_20122463852986084_n.jpg
Baba Kız Burj Kalifa

Ceylin, gezerken aldığı broşürlerde, Mirdif City Mall’da Sky Diving yapıldığını görmüş. Görür de istemez mi ?

Metro hattının son durağı Rashidiye ‘ye yakın Mirdif City Mall. Ceylin ‘in Sky Diving  yapması için, yarım günümüzü de buraya ayırdık. Alışveriş Merkezi  konsepti diğerleriyle aynı çok fazla gezmedik, Sky Diving için sıramızı aldık, çok kalabalıktı .Uzun bir sıra bekledik. Ceylin çok eylendi, biz de onu dışarıdaki büyük ekrandan izledik, güzeldi.

14370124_10157391349360621_8322085388054764117_n
Dubai Plajları

Dubai aile seyahatimiz;

Özetle, keyifli, macera dolu ve eylenceli geçti. Kış aylarında, yaz ayını doya doya yaşamak maceradan maceraya koşmak için çok güzel bir destinasyon Dubai. Hem çok fazla etkinlik var yapılacak, hem çok güvenli,  hem de insanlar birbirine karşı çok saygılı ve anlayışlı. Turistler çok ana konular dışında, özgür. Bunlar, umimi yerlerde kadın ve erkeğin fazla samimi olması, sokakta alkollü içki içilmesi gibi. Kılık kıyafet konusunda turisler için bir sınırlama yok.

Belgrad Gezi Notlarım

 

BEYAZ ŞEHİR, BELGRAD

IMG_6094

 

Detayları hatırlamak daha kolay olduğu için, yazılarıma daha güncel gezilerimden başlamaya karar verdim. Şimdiye kadar hep anlatıyordum, yazmak daha çok yeni benim için. Hızlıca adapte olmayı diliyorum….

Belgrad ‘a 2017 yılı ocak ayında, kızım Ceylin ‘le  birlikte seyehat ettik. Vizesiz olması bizim için tercih sebebiydi. Ayrıca, merkezi konumlardaki oteller, uygun fiyatlıydı. Yeme içme olaylarının da çok ucuz ve güzel olduğunu okumuştum. Biletlerimizi, Pegasus Havayolları’ndan iki kişi gidiş dönüş 1.000 TL gibi bir rakama eylül ayı ortalarında satın aldım. Erken bilet almak , fiyatta çok fark ediyor, bilginize.

Uçağımız İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan, sabahın erken saatlerinde hareket etti. Ocak ayı, Belgrad için çok soğuk zamanlar olmasına rağmen, (eksi değerler) uçağımız tamamen doluydu. Yaklaşık 1saat 20 dakikalık bir  yolculuktan sonra 1 saatlik saat farkıyla neredeyse uçağa bindiğimiz saatte Belgrad Nikola Tesla Havaalanı’na indik. Havaalanı, birkısmı inşaat halinde, küçük ve kolay anlaşılırdı. Daha önce merkeze nasıl gidileceğini araştırmış ucuz ve hızlı olduğu için  72 numaralı otobüsle gitmeye karar vermiştim. Bu arada Sırbistan’ın yerel para birimi Dinar ve  1 TL yaklaşık 38 Dinar’a karşılık geliyordu. Havaalanından çıkmadan, 20-30 Euro’yu  Dinar a çevirirseniz ilk etapta  rahat edersiniz. Döviz otomatları ve gişeler var. Para çevirmek çok kolay. Merkezde zaten bir çok döviz bürosu mevcut, önemli bir  iş sahası sanki. Otobüs durağını görevli polislerin de yardımıyla kolayca bulduk. Havaalanı merkeze yakın, otobüsümüz yol üstü duraklarda durup yolcu aldığı için yarım saate yakın bir sürede   merkeze geldik.

Merkez; eski şehir  Stari Grad. Merkezdeki ana cadde Knez Mihailova caddesi.Cadde trafiğe kapalı ve eski binaları, kafeleri, sokak müzisyenleri, yöresel hediyelik tezgahlarıyla tam bir Avrupalı. Booking.com sitesi üzerinden  ayarladığım Otelimiz, Belgrad Art Hotel , bu cadde üzerinde ve  72 numaralı otobüsün son durağı Republike (Cumhuriyet )Meydanı, Knez Mihailova cad.’ne çok yakın. Bu durakta inip 5 dk. yürüyerek otelimizi kolayca bulduk. Otelimizin konumu da hizmeti de beklediğimin çok çok üzerindeydi, kahvaltısı da çok çeşitli ve güzeldi.

Belgrad küçük bir şehir, Starigrad, BohemianSkardaska  ve Kalemegdan bölgesi yürüyerek gezilebiliyor, Nikola Tesla müzesi, Zemun, Ada Ciganlija  önceden  araştırıp görülmesi gerekenler listeme eklediğim merkezi olmayan yerlerdi. Resepsiyondan turistik haritalarımızı aldık ve KnezMihailova caddesinden başladık keşfimize.

IMG_5216

IMG_5231

Knez Mihailova caddesi boylu boyunca hediyelik yöresel ürün tezgahlar, şeker tezgahları ve el örgüsü yün yelek, hırka, şapka tezgahlarıyla doluydu, cadde ışıl ışıl ve o soğuk havaya rağman cıvıl cıvıldı.

IMG_5473.JPG

Cadde üzerinde ve ara sokaklarda farklı milletlerin restoranlarını bulabilirsiniz, biz bir Yunan restoranı denedik. Nostaljik, keyifli bir restorandı. Duvarlarında, restoranın eski zamanlarından kalma resimleri, siyah beyaz fotoğrafları asılıydı. Yemekler de çok çok lezzetliydi. İçeçek dahil 1000 Dinar civarı  hesap ödedim, yaklaşık 40 TL’ye denk geliyor. Ambiyansa, yemeğin lezzetine, sunum ve servise göre değerlendirilecek olursa çok çok uygun olduğunu söyleyebilirim..

IMG_9056 (1)

Kalemegdan;  Kinez Mihailova caddesinin kuzey ucunda başlayan muazzam büyük bir park  ve müzeler kompleksi. Tuna ve Sava Nehirlerinin kesiştiği yerde, bu doğa harikası tabloyu izlemek için seyir tepesi, içinde yürüyüş alanları, tarihi şehrin kuruluş yıllarına dayanan surlar ve kapının yer aldığı kale Vildin Kapija, zindanlar  Zindan Kapije ve restoranlar var. Restore edilmiş çok eski bir taş bina restoranda yediğimiz yemek çok çok keyifliydi, yaklaşık  iki kişi için  900-1000 Dinar civarı hesap ödedim.

IMG_5978

IMG_5945

Kalemegdan’da, kale kapıları ve  surların içine girebiliyor, yüksek kulelere tırmana biliyorsunuz .

Gün batımında , Tuna ve Sava nehirlerinin kavuşmasını izlemeye doyamadık .

IMG_5916

Gelelim, Belgrad ile ilgili belki de tekrar tekrar gitme sebebim olacak konuya, tabiki Skardaska. Knez Mihailova caddesinden yürüyerek çok rahat gidebileceğiniz Bohemian Skardaska,  soğuk kış havalarında  bile çok güzel ve özeldi. Kimbilir yazın ne kadar güzel  olur? O eski tablolarda dolu tarih kokan restoranlar, ortada gümbür gümbür yanan şömineler, sürekli çalan yöresel kıpır kıpır müzik, lezzetine doyamadığımız ızgara et tabakları, kaymak ve diğer mezeler hepsi ayrı ayrı sanat eseriydi .

IMG_6003

Fiyatlar, yine iki kişi  içecek dahil 1000 Dinar yani 40TL civarındaydı. Ben iki kadeh kırmızı çok güzel ev şarabı içtim, kızım sade soda içmişti.

Belgrad ‘a gelmişken özellikle zaman ayırmanızı tavsiye edeceğim bir diğer yer de Nikola Tesla’nın müzeye çevrilmiş evi. Sabah saat 10 da açılıyor,  düşük bir giriş ücreti alıyorlar. Ücrete, özel bir odada sinevizyon gösterisi ve Tesla’nın icatlarının deneyimlenmesi de dahil. Tesla’nın günümüz  teknolojisinin temeli olan  buluşlarını  deneyimlemenin, özellikle çocuklar için çok öğretici ve ufuk açıcı olduğunu düşünüyorum.

Ceylin ‘de  sanırım en çok Tesla müzesinden etkilendi.

IMG_5382

Belgrad’da gezilecek yerler listesinde mutlaka yeri olması gerektiğini düşündüğüm Tašmajdan (Taş Meydan) ve Parkı’nı mutlaka görün. Bu parkın hemen yanında bulunan Aziz Mark kilisesi günümüzde halen ibadete açık olan önemli bir Ortodoks kilisesiymiş, İlginç mimarisi ile de ilginizi çekeceğini düşündüğüm bu yapı merkezden sadece 5 dakika kadar uzaklıkta. Hava soğuk olduğu için taksiyle gittik taksi fiaytalarıda uygun  100-120 Dinar yani 5-6 TL gibi bir ücret ödedik. Kiliseyi Tašmajdan parkını gezerken görebilirsiniz. Yakınında bulunan Sırbistan Merkez Postanesi binası, Parlemento Binası ve Cumhurbaşkanı köşkünü görmenizde fayda var.

IMG_5782

Park Taş Meydan ‘dan  taksiyle , yaklaşık 20 dakikalık uzaklıktaki  St.Sava Katedraline doğru devam ettik, St. Sava Katedrali ,Balkanların en büyük Ortadoks Kilisesiymiş.

Sırp Ortodoks Kilisesi kurucusu olan Aziz Sava adına yirminci yüzyılda inşa edilmiş. Kilise, kuruluşundan beri bir çok isyan, savaşlardan dolayı tamamlanamamış. 1989 yılında restorasyon çalışmalarına başlanmış ve hala restorasyon çalışmaları devam ediyor. Gerçekten görkemli bir yapı, içerisinde özenle resmedilmiş freskler, gösterişli  şapeller var. İnşaat devam ettiği için içeride ısıtma yoktu, üşüdüğümüz için çok detaylı gezemedik.

IMG_5755
St.Sava Katedrali

St.Sava Katedrali ,Balkanların en büyük Ortadoks kilisesiymiş.

Sırbistan Ulusal Müzesi ‘ni sahip olduğu dünyaca ünlü eserlerden dolayı (Monet,  Picasso, Van gogh ‘un tabloları) özellikle ziyaret etmeyi istiyordum uzun süredir tadilattaymış kapalıydı, gezemedik . İnşallah bir daha ki sefere diyorum.

Knez Mihailova caddesinin hemen başında bulunan, Belgrad’ın merkezi olarak kabul edilen Cumhuriyet Meydanı – Trg Republike- bir çok önemli noktayı birbirine bağlıyor adeta Belgrad’ın en mekezi noktası. Yakınlarında bir çok tarihi bina, kafeler, barlar, restoran ve mağazalar var. Bohemian Skardaska ya da çok yakın yürüme mesafesinde.

Cumhuriyet Meydanına Bağlanan bir diğer merkezi nokta Teraziye, Teraziske  Caddesi, burası da ismini Romalılar zamanında, şehre su getirmek için kullanılan, su yollarının dengelendiği nokta olmasından dolayı  almış. Cadde üzerinde bulunan ve  Belgrad’ın en eski binalarından biri olan Moskva Otel, 1906 yılında açılmış. Albert Einstein, Alfred Hitchcock, Maxim Gorky, yakın zamanlarda Brad Pitt gibi bir çok ünlü isim  bu otelde konaklamış. Moskva Hotel  hala hizmet veriyor ve Belgrad’ın en merkezi ve güzel otellerinden.

Bir çok turist gibi biz de  Ceylin’le birlikte Lobisinde canlı piyano dinlerken,  tarihi dokuyu işlemeli tavanı, izleyerek dinlenmekten, kahve içmekten, farklı pasta çeşitleri tatmaktan büyük keyif aldık.

IMG_6140
Moskva Hotel 

 

Belgrad ‘ta anne kız  çok eylendiğimiz bir diğer aktivite de ,  National Bank’ta adımıza para bastırmaktı. Sırbistan paralarının ve eski baskı aletlerinin sergilendiği müzeye dönüştürülmüş National Bank’a giriş ücretsiz, girişte  güvenlikle ilgili bir kaç uyarı yapılıyor, misafir giriş kartı almanız için gerekli ofis gösteriliyor. Kimliklerimizi bırakıp misafir kartlarımı aldık, iki kattan oluşan müze kısmını gezdik, üst katta  görevli adımıza hatıra para basılmasını isteyip istemediğimizi sordu, ücretsiz olduğunu duyunca daha bi heycanla rica ettik görevliden, bir baskı makinasına bağlı kamerayla pek te güzel olmayan şipşak tarz fotoğraflarımızı çekti, makina nın düğmesine bastı veeee tataaam üzerinde fotoğraflarımızın olduğu banknotlar makinadan çıktı, paralarımızı elime alınca kraliçe gibi hissettik kendimizi , süperdi.

IMG_6290

IMG_6288
Paralarımızla çok keyifliyiz

 

Merkeze biraz uzak olan  Zemun görülmesi gereken bir  diğer yer. Taksiyle 15-20 dakika uzaklıkta biz giderken Ada Ciganlija’ya da uğradık hava çok soğuktu ve nehir donmuştu ada etrafında koşan bir kaç sporcudan başka bi hareket olmadığını görünce taksiden inmeden Zemun’a devam ettik. Yeni Belgrad tarafında  nehir kenarında eski yapılarını korumuş şirin bir kasaba gibi bir  semt Zemun. Taksiden inip Nehre doğru birbirinden güzel tarihi binaların içinden yürümek manzarayı seyretmek çok keyifliydi, sanki bütün eski binalar restorandı ve her birinden farklı müzikler yükseliyordu. Özellikle hafta sonları yerel halkın ailecek keyifli vakit geçirmek deniz ürünleri yemek, müzik dinlemek için tercih ettikleri sayfiye havası vardı. Ben çok sevdim Zemun’u. Taze balık çeşitleri ve Kuzu tandır meşhurmuş .

IMG_6203
Zemun

 

Zemun ‘da Nehir kenarında yemek yediğimiz ve çok keyifli canlı müzik eşliğinde şarabımı yudumladığım restoran harikaydı….

Özellikle Noel pazarlarının kurulduğu Aralık ayında, Belgrad ‘ın daha bir güzel olacağını düşünüyorum. Vizesiz bir Avrupa şehri, yeme içme  inanılmaz lezzetli, hele kırmızı etler, mezeler, önce gelen aperatifler harika. Fiyatları, Türkiye ye göre üçte bir belki daha ucuz, insanları çok kültürlü, saygılı, değerlerine sahip çıkmışlar. Kapalı mekanlarda hala sigara içiliyor olması bizi rahatsız etti ama, havalandırmaları iyiydi. Anın kalitesini çok düşürmedi. Taksi sürekli bulunuyor, taksiciden aldığınız karttaki numarayı restorandaki bir görevliden aramasını isteyince, taksi kapıya geliyor. Biz daha uygun fiyatlı olduğu için, Pink Taksi firmasını kullandık, hiç sıkıntı yaşamadık. Uzun süre beklemedik.

Umarım esinlenip, ilham alıp giden herkes daha daha güzel, daha daha keyifli, dolu dolu bir seyehat geçirirler….

Ceyla.

Yayın Hayatıma Hoş Geldim

        Yeni ülkeler görmeyi,keşfetmeyi,yeni kültürler tanımayı ,yemeyi içmeyi ,sanat eserlerini, kısacası hayatı doya doya yaşamayı seven,mesleğim mühendisliğin yanında yaşam mühendisliği de yaparak gördüğüm gezdiğim keşfettiğim sizlere fayda sağlayacak bilgileri deneyimleri yeni başlayanlar için blogger lık elverdiği ölçüde paylaşmaya çalışacağım ,yakın çevreme zaten uzun süredir bu desteği veriyordum, neden daha fazla kişiye, meraklıya,  ulaşmayayım?

DSCN1477.JPG

2017 yılı nisan ayı Bologna, Floransa ,Venedik gezimizden güzel bir Venedik sabahı karesiyle de başladım sohbetlerime ……

Dilerim çok fazla gezgin ruha ilham olurum yazılarımla ,onları cesaretlendiririm , yaşamın sadece yaşadıkları şehir,yaşadıkları ülke olmadığını, keşfettikçe yeni kültürler tanıdıkçe yeni yemekler denedikçe ,bilinmeyen bir şehrin sokaklarında kaybolup küçük bir kafede dinlendikçe hayatın nasıl da anlamlandığını nasıl da güzelleştiğini ,hayatın aslında deneyimlerden oluştuğunu ve yenileri eklendikçe hayat hikayesinin yazıldığını anlata bilirim….